Şurubu Kayhan : Manas destanında Kırgız Türkleri`nin sosyal yapısı

manas destanı3

Manas destanında Kırgız Türkleri`nin sosyal yapısı
Özet

Bir milletin maneviyatının, tarihi ve estetik varlığının milli duygular çerçevesinde edebi sahaya yansıması olan destanlar, milli kültürün ve tarihin ortak değerleri içerisinde önemli bir yer tutmaktadır. Bu bağlamda Kırgız tarihinin şiirsel ifadesi olarak da tanımlayabileceğimiz “Manas Destanı” bütün Türk dünyasını aynı köklerde buluşturacak değerlerden biri olarak ayrı bir yere sahiptir. Manas Destanı Kırgızların yaşanmış biçimini, duygu ve düşüncelerini, tarihini, onların dış düşmanlara karşı verdikleri mücadeleyi, dünya görüşlerini, sosyal ve ruh dünyalarını yansıtan gelenek ve göreneklerini ahlak ve din telakkilerini anlatan bir Kırgız mecmuası gibidir.

Manas destanı hem muhtevası yönüyle hem de özellikle ideolojik açıdan zengindir. Bize göre destanda en büyük ideoloji küçük boyların birleşip büyük Kırgız halkını oluşturmalarıdır. Yani birlik ve devlet ruhudur. Gerçekten de Kırgız Halkları ortak düşmanlarına karşı birlikte mücadele etmişlerdir. Onların Karahitaylara, Kalmuklara ve Cungarlara karşı savaşları bunun kanıtıdır. Bu olaylar Kırgızların vatanseverliğini, milliyetçiliğini ve hümanizmini yansıtmaktadır. Destan şekil yönünden tarihi kronolojik bir eser değil, poetik bir eserdir. Burada çok geniş mitoloji ve yaratıcılık vardır. Buna rağmen destan tarihi faktörlere dayanılarak yazılmıştır.

Çalışmada destanda anlatıldığı şekliyle Kırgızların sosyal yapısını inceleyip, Ortaçağda onların yönetim sistemleri, hak ve hukuk meseleleri ve de sosyal tabakaları hakkında bilgi verilmiştir.

GİRİŞ

“Manas Destanı” en eski halklardan sayılan Kırgızların atalarından kalan edebi mirası ve gururla okunan kaynaklarındandır. Dünya medeniyetleri tarihinde önemli ve değerli bir yere sahip olan büyük bir eserdir. Destan geniş hacmi ve zengin anlatısıyla diğer destanlardan farklılık arz etmiş, dolayısıyla insanlarda büyük bir merak ve ilgi uyandırmıştır.

Bu eser tarihte iki bin yıldan beri adını duyuran Kırgızların geçmişte içinden geçtiği olayların ve dönemlerin tüm izlerini edebi yönden yansıtan, Kırgızların asırlar boyunca duyduklarını, doğru ve yanlış, iyi ve kötü düşüncelerini, toplum, tabiat ve dünya görüşlerini bir araya getiren zengin bir hazinedir. Bu eser onu yaratmış olan halkın geçmiş tarihini hatırlamasıyla gelenek, göreneğin yollarını birleştiren didaktik bir miras olup halkın haklarından, anayasasına kadar yol gösteren kılavuz sayılmakta, her vatandaşın bu büyük mirastan hayatın doğru ve yanlış, iyi ve kötü örneklerini içerine sindirmelerini sağlamaktadır.

Eserde Kırgız halkının günlük hayatına ait bütün örnekleri en iyi şekilde edebi biçimde bulmak mümkündür. Ünlü bilim adamlarının içinde Manas’ı araştıranlar destanın Kırgız halkının hayat tarzını edebi yönden belirterek ona hayat ansiklopedisi adını vermektedirler.

Manas destanı hep Kırgızlarla beraber yaşamıştır. Nice dramatik tarihi olayların edebi bir vakayinameye dönüşmesi yüzyıllar almıştır. Bilindiği gibi halk destanları, toplum yapısının bir aynası olmakla kalmaz, ona bir kahramanın özelliklerini ilave ederler. Böylece, halk kitlesinin menfaatini ve idealini sanatsal bir şekilde tasvir ederler. Dolayısıyla düşmana mal, can, yer ya da su için yapılan bir saldırının arkasında vatan sevgisi ve vatanı koruma kaygısı vardır. Bazen han ve beylerin halka çektirdikleri eziyetler de destana katkı sağlar. Halk arasından çıkmış olan kahramanlar, siyasi ve sosyal bakımdan onlara karşı tavır koyarlar. Eski olaylar bu gibi durumlarda yeniden yorumlanır ve yeni bir ideolojiye dönüştürülür. Bu tür destanlarda olumsuz karakterlere karşı savaşabilmek epik kahramanlar yaratılır. Olgunlaşma, doğma, çabuk büyüme sihirli güçler ile ilişki kurma gibi nitelikler, eskiden kalma geleneksel motiflerdendir.

ORTA ÇAĞDA KIRGIZLARIN SİYASİ SİSTEMLERİ

Manas destanında halk boylara ve akraba topluluklarına ayrılmış ve kendi bağımsızlıklarını ilan etmişler. Fakat her boy ayrı yaşamalarına rağmen savaş durumunda hemen birleşmişler. Barış zamanlarında boyların başında aksakallar durup onlar yönetmişler. Bu boyların başkanlarına destanda “Han” adı verilmiştir. Onları kendi boyları seçmişler. Başkanlık miras yolu ile değil seçim yolu ile yapılmış. Örneğin, Bakay “Büyük Gaza” döneminde han seçilir. Barış döneminde tüm sorunlar aksakallar tarafından, özel durumlarda ise halk toplantılarında çözümlenmiştir. Eğer boy (Birkaç akraba topluluklarından oluşan büyük gruplar) ile soy (Küçük akraba grupları) aralarında anlaşmazlıklar olursa akraba topluluğunun toplantısını düzenleyip sorunları çözmeye çalışmışlardır. Destanda Manasın babası Cakıp Han’dır. Çakıp Han kendi akrabaları arasında danışıp (Meşveret edip) Manas’a düğün yapar. Manas’ı Kırgız halkına Han seçtiklerinde de soylar ve boylar birleşip oy verirler:

Yiğitler omzunda gezdirip,

Yedi adım geçince

Yeter, yiğitler yeter!-diye

Yaşlı Çakıp’ın yanına,

Yere indirdiler Manası.

Yalnız Manas daha gençti,

Yedi kere döndürdüler,

Yettik hedefimize!-diye.

Han vazifesine başlasın!

Han tacını taktılar, Han Manasın başına!

Destanda anlatıldığına göre başka bir toplantı ise Kırgızların Altay’dan Ala Dağ’a göç ettikleri zaman yapılır. Burada da sıradan sorunları meclis kendisi çözümler, genel ve önemli sorunları halk toplantısına aktarırlar. Başkanların hakları destanda sınırlıdır. Onlar halk toplantılarına ve aksakal oturumlarına bağlı olmuşlardır. Başkanlar küçük akraba topluluklarının arasındaki sorunlara karışamazlardı. Başkanlar töreye göre bu tür kurallara uymak zorundadırlar. Çünkü onların yandaşları ve destekçileri yoktu. Halkın istek ve gücüne karşı gelemezlerdi. Eğer onlar bu gibi kuralları bozarlarsa onları cezalandırıyorlardı. Böyle bir durum destanda “Kökötay’ın Aşında” karşılaşır: Manas kendi isteği ile meseleyi çözmeye çalıştığında öz adamı Koşoy ona karşı çıkardı. Halk toplantısı yüksek yönetim olarak sayılsa da kendi başına sorun çözemiyordu. Gerçek hayatta bunu aksakallar kurulu yürütürdü. Halk toplantılarında onların gücü daha da artıyordu. Halk toplantılarının önemli katılımcıları olmayıp, pasif takipçileri olmuştur. Genelde onlar aksakalları desteklemişlerdir. Buna örnek destanda “Büyük Gaza” ve Altay’dan Ala Dağa göçte şöyle denilir:

Beni anlayan yurdum varsa,

Oyu ile gelsin bana.

Beni anlamayan yurdum varsa,

Sözcüsü ile gelsin bana.

Beni bilen yurdum varsa,

Bana oyun versin diye

Beni tanımayan yurdum varsa,

Hükümdar Manasım ben -diye

Beni dinlesin herkes!- diye

Haber salmış diyara,

Kalabalık Kırgız halkına.

Kahraman Manas bunu der

Meclise herkes toplansın

Halkım beni dinlesin,

Babalarımızdan kalan yer için

Gazaya ben koyuldum!

Yukarıdaki iki olayda da aksakallar kurulunun sonucu halk toplantısına sunulup, halkın onların kararlarına zorunlu olarak uyum sağladıkları anlatılmaktadır.

Bu yönetimde tam demokrasi olmadığını görmekteyiz. Fakat bazı durumlarda halk toplantıları da baskın olduğu gözükmektedir. Bu örnek Manasın han seçildiği an aksakallardan biri değil, genç Manasın halk tarafından seçilmesi ile sonuçlanmasında karşılaşılan andır;

Manas adlı bir genci,

Han olarak seçtik biz.

Bizim seçtiğimiz o genç,

Bizim hanımızdır artık.

Ayağı ile başına,

Yaşlı ile gencine,

Uğurlu gelir hepsine…

Savaş zamanlarında başkan-hanın hakları sınırsız olmuştur. Böyle özel durumlarda onlara geçici olarak sınırsız haklar halkı tarafından onlara sunulur. Bu şartlarda hanın tüm emirleri herkes tarafından kesin uygulanmıştır. Hiç kimse emire karşı gelememiştir. “Büyük Gaza” döneminde Almambet Han’ın tüm emirleri eksiksiz uygulanmıştır. Emirleri sadece asker hanı değiştire bilmiştir.

Soyun başkanı genelde aynı soyun içinden seçilirdi. Çünkü, başkanlık babadan oğula miras geçiyordu. Fakat, soylar topluluğunun asker başçıları buna dahil değillerdi. Soy başkanları destanda “Han” diye adlandırılıyordu. “Han” destanda bir soyun özel olarak seçip görevlendirdikleri başkanlarıdır. Han her zaman başarılı, saygı değer bir kişilik olmak zorundaydı. Hak olarak diğer sıradan halktan hiçbir farkı olmamıştır. Savaşta her zaman en önde kahramanca savaşmak zorundaydılar. Onun hayatı sürekli tehlike içindeydi. Sıradan bir asker kadar hakka sahipti. Kahramanlık ve başarı sergilemek mecburiyeti vardı. Bu nedenle de halk tarafından çok sevilmişler. Halkı her zaman onların izinden gitmişler. Manas Han da tam bu niteliklere sahip bir liderdi. Örneğin Manas Han’ın Neskara devi yendiği hikayede: Neskara 6 bin askeri ile Manasa karşı saldırıya geçer. Manas:

Mızrağın hızlı savurup,

Neskarayı yere devirdi.

Kırdın belimi kırdın!-diye

Ellerini kaldırıp, Neskara yalvardı.

Canımı bırak, alma diye.

Ardından tüm askerleri

Bağişla!-diye yalvardılar.

Buna benzer örnekler Bakay ve Almambet’in hanlık dönemlerinde de karşılaşır. Destanda gelenek, görenekler ve adetler hukuk ve hak meselelerinden daha çok önem taşıyordu. Soylar geleneklere göre yönetiliyordu. Çözüm ve ceza sorunları da buna göre belirleniyordu. Han’ın yönetim kuralları haklara göre değil geleneklere göre yürütülmüştür.

HAK VE HUKUK MESELELERİ

Manas destanında her birey özgür ve bağımsız sayılıp, hiçbir baskı uygulanmamıştır. Soyların kendi aralarındaki düzensizlikler hakkında hiç söz edilmemektedir. Çünkü, soyun yapısında her şey bireylerin özeliydi. Başka birilerinin mal mülkün ele geçirmek kahramanlık sayılıyordu.

Destanda bütün halklar aynı hakka sahiplerdi. Fakat savaş gazalarında esir alınan kişiler köle yapılmışlardır. Buna rağmen hem kölelerin, hem de özgür insanların pek farkı olmamıştır. Destanda “Köle” kelimesinin dışında aynı anlamda “Malaylar” da karşılaşılmaktadır. Malaylar hakkında bilgi pek rastlanmamaktadır. Manas’ta sadece Cakıb’ın çobanı Oşpur hakkında beyan edilir. Oşpur’un adı destanda birkaç yerde karşılaşır. Onu önemli toplantılara davet edip, fikrine önem vermişler.

Kurulun üyeleri tabakalara ayrılmazsalar da kendi soylarının içinde “Temiz kanlar” olarak ayrılmışlar: soy başkanları, soyun aksakalları, asker başçıları ve diğerleri olarak bölünmüşler. Soy üyeleri aynı hakka sahip olmalarına rağmen yönetim bu “temiz kanların “ elinde olmuştur. Eğer bireyin soyu ve akrabaları yoksa onun toplumda hiçbir önemi yoktu. Kurumun üyeleri halktan ve akrabalarından destek aldıkları için onların hiçbir gücü olmamıştır. Bu destanda Almambet’in hikayelerinde açık görülür. Soyun her bir bireyi için diğer akrabalar da sorumluluk taşımışlardır.

Özgürlük ve eşitlilik kadınların arasında da önem taşımıştır. Fakat ataerkil toplum olduklarından dolayı kadınlar destanda kahraman ve akil olarak bilinip Karlıgaç, Saykal, Kanıkey gibi kadınlara akıl danışılmıştır. Erkekler toplumu yönetmişler ve baskın rol almışlar. Kadınlara evlenirken başlık parası verilmiştir. Aynı zamanda kız çocukları babasının mirasından da yararlanamamışlardır. Kırgızlarda erkek çocukların hakları kız çocuklarından daha fazladır.

Destanda vergi konusu ile ilgili bilgi verilmemektedir. Soyun aksakalları kendi malvarlıklarına ve savaştan kazanılan ganimetlerden paylarına düşenlere güvenmişlerdir. Aksakallar çok zengin sayılmışlar. Savaşta kazananlar kaybedenlerin mal ve mülkünü kendi aralarında paylaşmışlardır. Kazanılanlar ganimet yanı sıra “Ödül” olarak da verilmiştir. Destanda kahramanlar kendi kazançları ile de övünmüşlerdir. Halk sık sık savaş ortamı yaşadıkları için bu durum sıradan olay gibi algılanmıştır. Sürekli savaş yaşanmasına rağmen Kırgızların devamlı asker ordusu olmamıştır. Savaşa ise yetişkin erkekler katılmışlar. Oysa, kahramanlar erken yaşta savaşa katılmaya başlamışlar. Savaşa katılmak erkekler için zorunlu olup, kahramanlık sergilemek şarttır. Savaş bittikten sonra askerler askerliğe devam etmeden sıradan hayatlarına dönmüşler. Sürekli askerlik görevini sadece Manasın “40 Yiğidi” yapmıştır. Manas da her zaman onların başında olmuştur.

Gaza zamanlarında tüm soylar ve boylar birleşip büyük bir ordu oluşturmuşlar. Orduya üyeler kendi istekleri ile katılmışlar. Soy toplulukları destanda Kırgız soyları ve akraba boyları ile birleşip Kalmuklarla karşı savaşmanın yöntemlerini geliştirmişler. Burada da onların başında Manas vardı. Benzer örnek “Büyük Gaza” döneminde Bakay’ın daha sonra da Almambet’in başkanlık yaptığı anlatılmakta.

Destanda el sanatları hakkında da söz edilmekte. Ustalar hakkında ayrı ayrı hikayeler anlatılmakta. Bunların dışında şarkıcılar ve falcılar hakkında da söz edilmektedir.

Toplumun en önemli temel taşlarını aileler oluşturmuşlar. Her aile bağımsız kendi halleri ile yaşamışlar. Herkesin kendi ekonomik özgürlüğü vardı. Barış zamanlarda aileler bir birinden bağımsız yaşamışlar. Hayvanlar ailelerin özel mülkü olmuştur. Bunun asıl kanıtı hayvanlara vurulmuş damgalarla gösterilmektedir. Her soyun kendilerine özel damgaları vardı. Çok zengin olanların elinde binden, bazen de 10 binden fazla malı olmuştur. Bu mesele bazen bazı soyların diğer bir soyların yerini işgal edip topraklarına el koyarak mallarını çoğaltmalarından kaynaklanmıştır. Bu olaylar çift taraflı etki: Bazılarının zenginleşirken diğerlerinin fakirleşerek tabaka oluşturmalarına yol açmıştır.

Moğolların üstünlük yaptığı dönemlerde Kırgızlarda bazı soyların otlak, yayla ve ekin yerlerinin zengin ve itibarlı adamların ellerinde olduğu göstermekte. Hanın çocukları hana ait olan yerleri sahiplenmişler.

XIV. Yüzyılın başında İmparatorluğun yıkımı ve Moğol topluluklarının iç savaşlarının artmaları hanların ve onların oğullarının da gücünü zayıflatır. Bazıları bunu fırsat bilerek yerleri özelleştirmeye başlarlar. Fakat, zengin ve itibarlı insanların yerleri özelleştirmeleri Kırgız toplumunun sosyal yapısını değiştiremez. Çünkü, bu olaylar usulüne uygun olarak yapılmamıştır. Akraba toplulukları ve onların kurumları Kırgızların devlet yapısının temelini oluşturmuştur.

SONUÇ

Manas destanında Kırgızlar boylar ve akraba toplulukları olarak ikiye ayrılmışlardır. Bunlar birleşip halk oluşturmuşlar ve kendi özgürlüklerini sağlamışlar.

Her boy kendi hali ile yaşamalarına rağmen savaş dönemlerinde hemen birleşmişler, barış dönemlerinde boyların başında aksakallar durup onlar yönetmiştir. Toplumdaki bireyler tabakalara ayrılmamalarına rağmen boylar arasında kendilerine göre zenginlik tabakaları oluşturmuşlar: boy başkanı, boy aksakalları, asker başçıları ve diğerleri.

Destana göre örf, adet ve gelenekler hukuk meselelerinden daha önemli bir yere sahiptir. Toplumda karşılaşılan sorunlar Kırgız geleneklerine göre çözümlenmiştir. Burada geleneklerin sosyal toplum düzeninde çok önemli bir yere sahip olduğu anlaşılmaktadır.

Aynı zamanda Hanın ülke yönetimi de hukuka değil geleneklere dayanmıştır. Destanda Kırgızların yönetim yapısı özerk ve bağımsızdır. Boyların ve küçük soyların kendi toprakları ve hayvanlarının olmasından onların ekonomik özgürlüklerinin olduğu anlaşılmaktadır.

Akraba toplulukları ve onların kurumları Kırgızların sosyal yapısını oluşturmuştur. Diğer halklarla olan ilişkileri bağımsızdır.

http://tr.karabakh.today/news/culture/2524-manas-destaninda-kirgiz-turklerinin-sosyal-yapisi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s