TAHİR VE ZÜHRE Hikayesi – 9

37

Kadın doğruca Zühre’nin köşküne gidiyor. Kapıyı Melek Suna
açıyor.
-Yavrum diyor, Tahir gelmiş. Arife mecliste söylemiş. Padişah
askeri kaldırdı; köşkü sardı, saracak. Tahir’i buradan kurtarın.
Melek Suna diyor ki:
-Benim bir çeyiz sandığım var, su geçirmez sandık. Bunu bir
muşambaya saralım, denize bırakalım. Asker gittikten sonra
çıkarırız.
Tahir’i sandığın içine koyuyorlar, sandığı kapatıyorlar.
Getirdiler denizin önüne. Sandığı, bir iyice sarıp atıyorlar denize. Bu
arada asker geliyor. Her tarafı didik didik ediyorlar, bir türlü Tahir’i
bulamıyorlar. Padişah bacısını çağırtıyor.
-Sen benimle alay mı ediyorsun, diyor. Bütün askerler girdi
aradı bulamadı. Şimdi söyle bakalım; yağlı kurşun mu istiyorsun
yoksa kıratın kuyruğunu mu?
Arife:
-Kurşun ciğerine rastlasın. Kırata biner gezerim, diyor.
Padişah, bunu kıratın kuyruğuna bağlatıyor. Atları
kamçılıyor. Atlar bunu parça parça ediyorlar.
Haberi kimden verelim: Tahir’den…
Dalga sandığı getire götüre, getire götüre taa çıkarıyor Mısır
diyarına. Mısır padişahının kızı da yalı boyunda, deniz kenarında
kırk cariyesiyle eğlenceye çıkmış, gül topluyormuş. Bakıyor ki,
denizin kenarında bir sandık. Geliyor gidiyor, geliyor gidiyor. Kızlara:
-Can ise bana, mal ise size, diyor.
Dalgıçlar sandığı çıkarıyor. Artık bilemiyorum yedi günde
mi gitti, on iki günde mi gitti. Sandığı açıyorlar ki, bir delikanlı.
Kuru bir can, sanki bir ceset. Bunu çıkarıyorlar. Zamanın usulüne
göre bunun tedavisini yapıyorlar. Tahir kendisine geliyor. Padişahın
kızı buna âşık oluyor. Tahir’in gözü, tabi Zühre’den başkasını
görmüyor. Mısır padişahı bunu çağırtıyor.
38

-Oğlum! Kimsin, necisin? Buraya niçin geldin? Anlat bakayım.
Tahir, başından geçeni bir bir anlatıyor. Diyor ki, padişah:
-Kızımı alırsan, bu müşkülünü hallederim.
-Evvela gider Zühre’yi alırım. Namussuz şerefsizim onu
almadan, kızını almam.
-Mert delikanlıymışsın, diyor padişah.
Hemen ordusunu donatıyor. Ethem Şah’a bir elçi gönderiyor.
-Savaşalım mı, yoksa benimle anlaşacak mısın?
Elçi, nameyi götürüp Ethem Şah’a veriyor. Padişah bakıyor ki,
Tahir, Mısır ordusuyla geliyor. Kan dökülmesin diye teslim oluyor.
Kara Vezir’i çağırtıyor Tahir:
-Bana bak Kara Vezir, diyor. Amcamı kandırdın annemi,
babamı, dayımı öldürttün, diyor.
Emrediyor, Kara Vezir’in boynunu vurdurtuyor. Padişaha
dokunmuyor, Şahab’ı birinci vezir. Ali Han Vezir’in oğlu Sait Paşa’yı
padişah yapıp, kendisi padişahlıktan çekiliyor. Büyük bir alayla
Mısır’a gidiyor. Önce Zühre’yle, sonra Mısır padişahının kızıyla
nikahlanıyor. Kırk gün kırk gece düğün yapıyorlar. Onlar eriyor
muradına, ermeyen varsa onlar da ersin muradına…
Hikâyede geçen mahalli kelimeler:
dağılandan : dağıldıktan
dar akşamı : akşamüzeri, akşamın kısa vakti
değme : dokunma, bırak
işi başka şeye dökmek : arzu edilmeyen iş yapmak
kafayı üşütmek : delirmek
kanına dokunmak : zoruna gitmek
kâr etmek : faydası olmak
39

namızatlamak : nişanlamak
nişangâhsız atmak : isabetsiz konuşmak
öndüç : ödünç
pağaç : mayasız yağlı hamurdan yapılan çörek
plan kurmak : hile düzenlemek
saçı buçuk : kadınlara/kızlara söylenen hakaret sözü
sırra kadem basmak : görünmez olmak
sokurdanmak : homurdanmak
şadraban çağırmak : neşelenmek
Kaynakça:
AHUNDOV, Ehliman, (1961), Azerbaycan Halg Dastanları II,
Bakı.
TÜRKMEN, Fikret (1983), Tahir ile Zühre, An

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s