TAHİR İLE ZÜMRE HİKAYESİ – 4

17

Tahir’in bu durumunu görüyor. Yeni yapılan bir mektep vardı.
Tahir’i ite-kaka oraya getiriyor.
Tahir’in annesi de biraz hediye filan alıp Alaaddin Hoca’nın
yanına geliyor.
-Alaaddin Hoca, dedi. Nerede Tahir?
-Efendim, Tahir, üç gündür gelmiyor.
-Niye?
-Bilmem.
-Hoca sen kafayı mı üşüttün, deli misin? Tahir, gelse eve
gelirdi. Gelmedi eve. Ben onun için buraya geldim.
-Hemen şimdi buldururum, gam yeme, dedi Alaaddin Hoca.
Şehre çıkıyor, tellal bağırttırıyor. “Ahmet vezir’in oğlu han
Tahir’i kim gördüyse onun dünyalığını vereceğiz.” diye. Mahallenin
birine de tellal yetişmiyor, kendisi bağırıyor. Fakat bulamıyorlar.
Tahir’in annesi dövünüyor, ağlıyor, sızlıyor. O sırada Şahap geliyor.
-Teyze, niye ağlıyorsun?
Diyor ki kadın:
-Yavrum! Tahir’i tanıyor musun?
-İyi tanırım, teyze. Bana yardım ediyordu., harçlık veriyordu,
yemek veriyordu. Çok seviyordu, beni. Bir kız cebinden çıkarıp bir
pusula verdi. Tahir, pusulayı okudu, kendini yerden yere vurdu. Ben
de öğrenci değilim ki, geleyim içlerine, koymuyorlar. Tahir’i merak
etme buralarda.
Yeni yapılan mektep binasına gidiyorlar. Tahir, kapının
arkasında, ağzına köpükler yığılmış öyle yatıyor. Sadece bir tek nefes
var, başka şey yok. Hemen annesi üzerine düştü; sarım, görüm…
Elini yüzünü siliyor, başını dizine koyuyor.
-Oğlum! Dost olan sana bunu yapmaz. Düşman olsa böyle
yarı canda bırakmaz. Allah aşkına söyle şunu.
18

-Ana, diyor Tahir. Dille anlatsam içime ateş düşüyor. Telle
anlatayım da içim rahatlasın.
Tahir’in annesi Şahab’a para verdi, saz aldırıyor. Tahir, sazı
bağrına basıyor.. Sanki elli senelik saz sanatkârı gibi saza düzen
veriyor. Aldı bakalım annesine ne söyledi:
Aman ana canım ana
Sütün emdim kana kana
Belki bu dertten ölürüm
Hakkın helâl eyle bana
-Oğlum, sana helâl olsun, neyse derdini söyle.
Aldı bir daha Tahir:
Şalım çözülmez belimden
Ayık değilem zulümden
Sunam uçurdum gölümden
Hakkın helâl eyle ana
-Oğlum, sana helâl olsun, derdini söyle.
TAHİR’im artıyor gamım
Deryaya ark oldu gemim
Gelmez oldu Zühre yarim
Hakkın helâl eyle ana
-Oğlum! Zühre için mi ağlıyorsun?
-Ya ne için anne? Zühre kaç gündür gelmiyor.
-Ben, yarın gider babanla konuşur, düğününü yaptırırım.
Onun için yanıp tutuşuyorsan, hiç gam yeme.
Alıp Tahir’i eve getiriyor. Fakat hadiseden ne Ahmet Vezir’in
ne de hanımın haberi var. Akşam, meclis dağıldıktan sonra Ahmet
Vezir eve gelip bakıyor ki, ayakkabılar ters çevrilmiş. Ayakkabıları
ters çevirmek “Beni terk et” demekmiş. Ahmet vezir şaşırıyor.
-Aman hanım, sen kafayı mı üşüttün? Ne yapıyorsun öyle?
Biz bunca yıllık karı-kocayız. Benden ne kötülük gördün de bu işi
yapıyorsun?
19

-Benim oğlum, kaç gündür viranelerde sürünmüş. Sen burada
dem vurup devran sürüyorsun.
-Ne olmuş hanım, söyle ben de bileyim!
-Durum böyle böyle. Tahir’i bu şekilde buldum ben. Kardeşin
olan Padişah Zühre’yi göndermiyormuş. Söyle de düğününü
yapalım.
-Yahu! O benim küçük kardeşim, ben onun Başvezir’iyim.
Benim bir sözüm iki olur mu?
Tabi, Padişah’ın yemin ettiğinden haberi yok.
-Sen, diyor, bu ayakkabıları eskisi gibi çevir, ben hemen
gidiyorum.
Biçare adamcağız yemeğini yemeden, eşikten geri dönüp
gidiyor. Ethem Şah’ın huzuruna varıyor.
-Kardaş, seninle konuşacaklarım var, diyor.
-Buyur, diyor Ethem Şah.
Diyor ki:
-Bizim çocuklarımız okulu bitirmek üzereler. Bunların
düğünlerini yapsak nasıl olur?
Ethem Şah, kafasını eğip düşünceye dalıyor. “Ben yemin ettim”
diyemiyor.
-Abi, bana müsaade et, hanımla bir konuşayım, diyor.
-Peki.
Ahmet Vezir eve geliyor. Hanımı merakla bekliyor.
-Ne dedi kardaşın?
-Bana hayır diyecek değil ya! Hanımıyla konuşup cevap
verecek, diyor.
Yatıyorlar, sabah oluyor…
Biz haberi kimden verelim; Zühre’den…
20

Zühre dünya güzeli. Her ne kadar Tahir’e namızatlıysa da
Kara Vezir diye çok alçak, karaktersiz bir vezir vardı. O da Zühre’ye
gönül veriyor. Fakat kimsenin haberi yok.
Ethem Şah. Lala’yı gönderiyor:
-Git. Kara Vezir’i sesle, diyor.
Kara Vezir geliyor. Diyor ki:
-Yavrum. Kara Vezir! Vaziyeti biliyorsun. Dün abim geldi.
Çocukların düğünlerini yapmamızı istiyor. Ben yemin ettim ki:
“Kardeşimin oğlu Tahir’e veya Tahir adlı bir kimseye kızım Zühre’yi
verirsem, yedi silsileme sülaleme lanet olsun.” Bu herif gelmiş “Düğün
yapalım.” diyor. Benim yeminim yerde kalacak, versem olmaz.
Vermesem ortalık kana boyanacak. Abimin kayınları hep ordu
komutanları, general, karşı koyamam.
Kara Vezir diyor ki:
-Padişahım! Mademki sen bana akıl danışıyorsun, yetki ver
bu işi halledeyim.
-Veriyorum, diyor.
-O zaman şu kâğıdı imzala.
“Bütün yetkilerim Kara Vezir’e…” diye kâğıdı imzalıyor Ethem
Şah. Kâğıdı cebine koyuyor Kara Vezir.
-Padişahım! Ahmet Vezir, “Ne yaptın?” derse, “Kardaş, benim şu
günlerde gönlüm gamlı. Kızı mahallenize götürün. Kayınların, sen,
hanımın, gelininiz çalın oynayın. Kaç gün çalarsanız, düğün yaparsanız
yapın.” de. Onlar buraya gelince, dört cellat hazırlarız. Önce ordu
komutanlarının boynunu vurdururuz. Ondan sonra kardaşının,
hanımın boynunu. Tahir de alır başını gider.
-Öyle mi?
-Öyle.
Padişah bir hataya düşüyor ki, sorma gitsin. Ahmet Vezir,
sabahleyin camiden çıkıyor, doğru kardeşinin yanına varıyor.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s