Homeros Odysseia – SAN: XX – FODUL YAVUKLULAR TEPELENMEDEN ONCE

O ara tanrısal Odysseus dehlize gelip yatmıstı: Yere serdiği taze yuzulmus bir sığır derisinin ustune
Akhaiların her gun kurban ettikleri koyunların postekilerinden birkac tane yaymıstı. Yattıktan sonra
Eurynome gelerek ustune bir kaftan atmıstı; ama o anda Odysseus, aklıyla, yavukluların ocağına incir
dikmeyi dusunduğunden, yattığı halde gozlerine uyku girmiyordu. Yattığı yerden, adetleri uzere,
yavuklularla bulusmak icin, divanhaneden cıkan kadınları goruyordu; arasıra guluserek oynasıyorlardı.
Aziz goğsunde yureği hopladı, aklıyla ve gonlu ile cok dusunmeğe koyuldu: Ustlerine saldırıp hemen
hepsini gebertmeli miydi, yoksa, en son geceleri olmak uzere, azgın yavuklularla gidip birlesmelerine ses
cıkarmamalı mıydı? Goğsu icinde yureği uluyordu: Disi kopek, depresen enciklerini korumağa hazır, gecen
yabancının ustune nasıl havlayıp saldırmağa kalkarsa, yaman isler karsısında tiksinen yureği oyle
kuduruyordu. Fakat goğsune vurarak yureğine su sozlerle cıkıstı:
Katlan, daha katlan, yureğim! Bundan daha zalim cefalara katlanmıstın, o gun kim gucu yenilmez Kyklop
yiğit yarenleri yemisti! Olumden kurtulus ummazken, sen sabretmesini bildin ve hilemle mağaradan
sıvısabildik…
Boyle diyerek aziz yureğine cesaret veriyordu; ve buna kanan sabırlı yureği rahatlarken kendi o yana bu
yana donuyordu; nasıl ki, bir er, ic yağı ve kan dolu bir kursağı alevli ates uzerinde donduredurup
carcabuk pismesine can atarsa, o da oyle o yana bu yana donuyor ve tek basına utanmaz yavukluların
kalabalığı ustune nasıl saldıracağını dusunuyordu.
Bu ara Athena yanına geldi, basucunda ayakta durup su sozleri soyledi:
— Nicin uykusuz kalıyorsun, ey insanların en mutsuzu? İste, simdi, evindesin: Karın da evindedir, oğlun
da: Hem ne oğul: Her babanın gıpta edeceği gibi bir oğul.
Ona karsı cok tedbirli Odysseus soyle dedi:
— Gercek, tanrıca, her seyi gereğince soyledin; fakat benim aklımla dusunduğum sudur: Tek basıma
utanmaz yavuklular kalabalığının hakkından gelmek nice olacak! Cunku onlar burada hep cemaat halinde
toplanıyorlar. Bir de aklımda bundan daha buyuk bir dusunce var: Zeus’un yardımı ile ve seninki ile
bunları tepeledikten sonra, nereye sığınmalıyım? iste bunu bildirmeni dilerim.
Ona karsı gokgozlu Athena soyle dedi:
— A mutsuz kisi! Herkes yarenlerinden en kotusune, bir olumlu ve bilgisi az kisi iken, guvenir; ben ise bir
tanrıcayım ve seni durmadan korumaktayım ve koruyacağım, karsına cıkacak her bela icinde; acıkca sana
soyluyorum: Miskin olumlulerden elli alay ikimizi sarıp seni turlu silahlarla oldurmeğe kalksa, yine galip
gelip onların sığırlarını ve semiz koyunlarını talan edecek sen olacaksın! Haydi, yat, uykuya var! Butun
gece uykusuz kalıp beklemek de ayrı bir beladır: Guven, yakında cefaların sona erecektir.
Boyle dedi ve sonra goz kapaklarına tatlı uyku ekerek, tanrıcaların en tanrısalı Olympos’a vardı. Cok
gecmeden Odysseus’u uyku basıp kaygıları dağıldı ve vucudu rahat etti. O ara karısı uyanmıs, kaygılı
gonulle, yumusak yatağında oturup ağlıyordu. Doya doya ağlayıp gonlunu avuttuktan sonra, kadınların en
tanrısalı, en basta, tanrıca Artemis’e dua etti:
— Ulu tanrıca, Artemis! Ey Zeus kızı! Kısmet olaydı da oklarınla beni goğsumden vurup hemen simdi
canımı alaydın! Veya beni kasırga kaldırıp gok yolundan tez akıslı Okeanus’un ağzına ataydı! Nitekim.
vaktiyle Pandaros’un kızlarını da kasırga kapmıstı: Daha once analarını, babalarım tanrılar alıp onları
konaklarında oksuz komuslardı; o zaman tanrısal Aphrodite onları peynirle, balla ve tatlı sarapla besleyip
buyutmustu: Hera onlara, baska kadınlara verdiğinden daha cok guzellik ve bilgi ihsan etmisti; suc
islememis Artemis ululuğu bağıslamıs, Athena ise guzel isler gormeği oğretmisti. Ve bir gun tanrısal
Aphrodite yuksek Olympos’a cıkıp yıldırım savuran Zeus’tan onlara iyi bir koca kısmet etmesini dilemistir:
O, her seyi bilir ve olumlu insanların iyi talihi de, kotu talihi de onun bileceği istir. Fakat Harpy’ ler fırsat
vermeyip bu ere varmamıs kızları aldılar, Erinny’lere karavas olarak verdiler. Keske bana da Olympos
konaklarının sahipleri boyle bir olum kısmet edeydiler! Keske guzel belikli Artemis beni oklarıyla vursaydı!
Ve hic olmazsa korkunc yeraltında Odysseus’a kavusaydım. Ve ondan asağı bir erin keyfine oyuncak
olmayaydım! İnsan kederlere katlanabilir, eğer butun gun kaygılı gonulle ağlayıp sızladıktan sonra
geceleri rahat bir uykuya varabilse! Cunku goz kapaklarımızı kapayan uyku dirliğimizi, iyi olsun, fena
olsun, unutturur. Fakat bana uyurken de, bir ifrit yaman duslerle rahat yuzu gostermiyor. Bu gece, tıpkı
O’nun benzeri, yanıma sokulup yatmıstı; ordu ile birlikte giderken olduğu gibiydi! Gonlum sevinc
icindeydi! O hale dus diyemiyordum, gerceğin o kadar aynıydı!
Boyle diyordu ve Safak hemen altın tahtı uzerine cıkıyordu. Bu ara ağlıyan Penelopeia’nın sesi kulağına
gelen tanrısal Odysseus, dusunceli dusunceli ortalığı dinledi; onun kendisini tanıdığını, yanına gelip bas
ucuna dikileceğini sandı… Hemen kaftanı ve ustunde yattığı postekileri toplayıp divanhanede bir koltuk
uzerine koydu; sonra sığır derisini avluya goturdu ve ellerini kaldırarak Zeus’a dua etti:
Zeus ata, eğer tanrıların dileğiyle, karadan sudan, geze dolasa yurdum olan bu yere gelmis isem, bir
alamet belirsin: icerde ayakta olanlardan bir ses ve dısarda senden baska bir ses kopsun!
Boyle deyip dua etti ve ulu tanrı Zeus, hemen, ısıklar icindeki Olympos’tan gurledi bulutların ustunden ve
tanrısal Odysseus keyiflendi, ve yakınında, bir odadan, değirmen ceviren bir kadın seslendi: Orada
budunlar cobanının on iki değirmen tası vardı, onları kadınlar cevirirler, arpa ve buğday oğuterek
insanlara ilik olan unu yaparlardı. Oburleri danelerini oğutmus oldukları icin yatıp uyumuslardı; yalnız biri
isini bitirememisti: En gucsuzleri buydu, iste bu kadın değirmen tasını durdurup Hanına hayırlı fal olarak
soz soyledi:
— Zeus ata! tanrıların ve insanların Hanı! Yıldızlı gokten ulu ulu gurledin; hic bir yerinde ise bulut yok! Bu,
senin bir alametindir! Oyle ise, ben kutsuz kisinin de dileğini kabul eyle: Bugun, Odysseus’un konağında,
yavukluların kendilerine cekecekleri neseli ziyafet son ziyafetleri olsun! Cok yorucu olan arpa oğutmek
emeği ile, onların yuzunden dizlerimde derman kalmadı; hay, son aksam yemekleri olsun bugunku!
Boyle dedi ve Odysseus bu hayırlı duaya ve Zeus’un gurleyisine sadoldu: Cunku artık azgınların cezasız
kalmıyacaklarına inanıyordu!

SON CUMBUS

Odysseus’un guzel divanhanesinde toplanan karavaslar sonmez atesin alevini tazeliyorlardı ki, yatağından
cıkan Telemakhos gorundu: Tanrıların esi olan bu er esvaplarını giymis, omuzuna sivri kılıcını asmıs,
tombul ayaklarının altına guzel carıklarını bağlamıstı; tunc temrenli, sağlam mızrağını da elinde tutuyordu.
Esikte durup, gecmekte olan Eurykleia’ya soyle dedi:
— Sevgili dadı, konuk ağırlandı mı: Kendisine yatak dosek verildi mi? Yoksa bakımsız mı kaldı? Cunku
anamı bilirim: Akıllı tedbirli kadındır, fakat cok defa en değersiz kisileri ağırlar da en layıklarını bakımsız
yollar. Ona karsı sevgili dadısı Eurykleia dedi ki:
— Bugunluk, cocuğum, sebepsiz, ananı kınama. Saraptan, konuk kendi istediği kadar oturup icti;
ekmekten, karnım ac değil deyip fazla yemedi, anan yesin diye cok ısrar etmisken. yatıp uyumak vakti
gelince de anan kadınlara, gidip ona bir yatak kurmalarını soyledi; ama kendi, kaygılı kederli kisi, bir
yatağa uzanıp carsafla ve yorganla ortunmesini istemedi; dehlizde, yere taze yuzulmus bir sığır derisi ile
koyun postekilerini yayıp yattı, biz de ustune bir kaftan atıp orttuk.
Boyle dedi ve Telemakhos konaktan cıktı; oradan dernek meydanına gidip guzel knemisli Akhailara ulastı.
Ve hemen tanrısal kadın, Ops Pisenorides kızı Eurykleia halayıklara seslendi:
— Haydi, cabuk olun! Divanhaneyi bir boluğunuz supurup sulasın, guzel islenmis koltukları erguvan rengi
nalcalarla ortsun! Bir boluğunuz de sungerle masaları silsin, sonra sebuları ve iki kulplu sağrakları
temizlesin! Baskaları da su almak icin cesmeye gidip cabucak donsun! Cunku yavuklular gec kalmayıp
erken erken konağa gelirler: Bugun genel bayram gunudur!
Boyle dedi, kızlar da onu dinleyip dediğini yerine getirdiler: Yirmisi suları yağız cesmeye gitti, oburleri de
ustaca divanhanenin islerine emek verdi.
O ara yavuklular gelip iceri girdiler; onların da bir boluğu ustaca odun yardı; sonra, cesmeye giden kızlar
donduler; onlardan sonra da domuz cobanı cıkageldi: Surusunun en semizlerinden uc domuz surup
getirmis guzel avluda calı cırpı yiye dursunlar diye bırakmıstı.
Domuz cobanı hemen Odysseus’un yanına gelip tatlı sozler soyledi:
— Garip, artık sana iyi bir gozle mi bakıyorlar, yoksa divanhanede eskisi gibi hor tutmada devam mı
ediyorlar?
Buna karsılık cok sakıngan Odysseus soyle dedi:
— Hay tanrılar azgınlıklarının cezasını versin, Eumaios, onların! İsleri gucleri, baskalarının evinde,
hakaret; zulum, her turlu yamanlık; ve zerre kadar utanmıyorlar!
Anılarında boyle soylesmekte iken kecilerin cobanbasısı Melanthios yanlarına cıkageldi, surulerinin en iyi
kecilerini surup getirmisti. Kecileri, yankılı dıskapı altında bağladı, ve Odysseus’a yaklasarak yine alaya
basladı:
— Yine buradasın ha! Divanhanede masa masa dilenip alemi rahatsız etmek icin mi? Kapıyı boylamağa
niyet yok mu? Elimizin gucunu sınamadan senin buradan ayrılacağın yok, sanırım; cunku sen dilenciliğin
haddini asıyorsun! Halbuki baska Akhaiların kapılarında da ziyafetler var!
Boyle dedi ve ona karsı cok sıkılgan Odysseus hic bir sey soylemedi, basını sallayıp sustu, fakat derinden
oc almasını dusunuyordu.
Ondan sonra, ucuncu olarak sığırtmacların bası Philoitios geldi, suyun gecit yerinden kayıkcılar
gecirmislerdi; o da kısır bir inekle semiz keciler getirmisti. Yankılı dıskapının altında hayvanları bağlayıp
Eumaios’un yanına geldi ve ona soyle dedi:
— Cobanbası, konağımıza yeni gelen bu konuk kimdir? Hangi erlerden olduğunu soyluyor? Soyu sopu var
mıdır? Hangi bereketli ulkedendir? Yoksul ama, boy bosca bir ulu kisiye, bir Hana benzer! Tanrılar
dileğiyle gurbetlerde surunenler cabuk yıpranır; ve belalar herkes icindir, hatta beyler, hanlar icin de!
Sonra, Odysseus’a yaklasarak sağ elini uzattı, selamlıyarak kanatlı sozler soyledi:
— Sağ ol konuk ata! Dilerim ki yakında baylık bulasın, bugunku mihnetlerden kurtulasın! Ey Zeus ata,
tanrıların en merhametsizi! İnsanları kendin yarattın ve acımadan yine kendin en katı cefaların icine
atıyorsun… Garip, seni gorunce gozlerim yasardı, vucudumu ter bastı, cunku Odysseus hatırıma geldi;
onu tıpkı senin gibi caputlara sarınmıs, ulkeden ulkeye dolasır goruyorum; bu da sayet hala sağ ise,
gunesin ısığını goruyorsa! Eğer olmus ise ve Hades konaklarına gocmus ise, daima onu anarak
ağlıyacağım: Kusursuz Odysseus beni, usak iken, Kefalonia ulkesindeki sığırlarını gutmeğe yollamıstı.
Simdi suruleri sayısız uredi! Baska kimsenin genis alınlı okuzleri bu derece uremis değildir… Ve bunları
yabancıların buyruğu ile buraya getiriyorum: Kesip kesip yiyorlar! Onun konağında, oğluna acımadan,
tanrılardan korkmadan ve cezayı akıllarına getirmeden coktan beri gurbette kalan hanın mallarını
paylasmağı dusunuyorlar! Bu hal karsısında goğsumun icinde aziz yureğim cırpmıyor; Karar veremiyorum:
Telemakhos sağ iken, sığırları alıp baska erlerin ulkesine gitsem yaman bir is olur, diyorum; burada kalıp
baskasının sığırlarını yabancılara yedirmek icin gutmek de katlanılmaz bir belalı istir. Coktan bu duruma
dayanamayıp uzaktaki Hanlardan birinin ulkesine kacardım, fakat daima mutsuz beyimi dusunuyorum: Bir
gun donse de su konağın icinde celebi yavukluları darmadağın etse!
Buna karsı cok sıkılgan Odysseus soyle dedi:
— Sığırtmac! Yaramaz veya akılsız bir kisiye benzemiyorsun; akıllı ve tedbirli bir dusunuste bulunduğunu
da anlıyorum; bunun icin sana soyluyorum ve buyuk yemin ile and icerek haber veriyorum: Sen hazır iken
Odysseus gelecektir ve istersen, burada zorba kesilen yavukluları tepelediğini kendi gozlerinle goreceksin.
Sığırtmacların bası ona soyle cevap verdi:
— Hay, Kronos oğlu dediğin gunu bize kısmet eyliye, ey yabancı! O zaman, benim de guclu kollarımın ne
değerde olduğunu gorup anlarsın!
Aralarında boyle soylesmekte iken, yavuklular oturup Telemakhos’un olumunu tasarlıyorlardı. Fakat o
anda alamet belirdi: Sol yandan bir kartal ucup gelmisti ve pencesinde titriyen bir guvercin tutuyordu. O
zaman Amphinomos soze baslayıp dedi ki:
— Dostlar! Telemakhos’u oldurmek icin kurduğunuz olmıyacak! Artık yalnız ziyafeti dusunelim!
Amphinomos boyle dedi, onlar da sozunu beğendiler ve hemen tanrısal Odysseus’un konağına girdiler;
kaftanlarını kursuler ve koltuklar uzerine attılar. Boylu boslu kocları ve semiz kecileri kurban etmeğe
basladılar, icirikleri once kebap edip bolustuler, sebular icinde sarabı kardılar; domuz cobanı da sağrakları
dağıttı ve sığırtmacların bası Filoitios ekmeği guzel sepetler icinde ulestirdi; sakiliği de Melanthios etti.
Telemakhos ise Odysseus’u, sağlam kuruluslu divanhanede, tas esiğin yanında oturtmayı faydalı saymıstı:
Altına bicimsiz bir seki vermis, onune de kucuk bir masa cekerek ustune icirik kebabından bir pay
komustu ve bir altın sağrak alıp icine sarap doldurmustu.
Sonra ona seslenerek soyle dedi:
— Simdi burada oturup erlerle bir arada sarabını ic: Seni alıp yavukluların elinden ve hor bakmasından
korumak bana duser, cunku burası budunsal bir ev değil, Odysseus hanın konağıdır ve bunu o, benim icin
yaptırmıstı. Sizler de, yavuklular, elinizi cekin ve alcaltıcı dilinizi tutun; eğer arada kavga dovus cıkmasını
istemezseniz!
Boyle dedi ve cumlesi dudaklarını ısırarak Telemakhos’un boyle yuksekten soylemesine sasıyorlardı.

Bunun uzerine Antinoos Eupeithes oğlu soze basladı:
— Ne kadar ağır da olsa lakırdıyı yutalım. Bizi nasıl korkutarak soz soylediğini gordunuz!… Kronos oğlu
Zeus istemedi… yoksa, divanhane icinde, su meydan hatibini coktan susturmus olurduk!
Antinoos boyle dedi, Telemakhos ise lafına aldırıs etmedi.
Cavuslar bu ara tanrılara sunulacak yuzluk kurbanları kasabanın icinden geciriyorlardı; uzun saclı Akhailar
uzağa atan Okcu Apollon’un sık ve golgeli korusunda toplanıyorlardı!
Kebap edilmis kaba etleri atesten cekip pay pay doğradılar ve oturup sanlı ziyafetle keyiflerini yerine
getirdiler. Dağıtma isine bakanlar Odysseus’un onune herkesinki ile denk bir pay koydular, cunku tanrısal
Odysseus’un sevgili oğlu boyle buyurmustu.
Tanrıca Athena ise taskın yavukluların alcaltıcı sovmelere son ve ara vermelerini istemiyordu, ta ki
Laertes oğlu Odysseus’un kafası daha fazla kızsın diye.
Yavuklular arasında tore tuze bilmez bir er vardı; Ktesippos adlı ve evden barktan yana Same adalı idi.
Babasının mallarından burnu kalkmıs, coktan beri gurbette kalan Odysseus’un karısına istekli cıkmıstı. Bu
er soze baslayıp asırı azgın yavuklulara dedi ki:
— Coskun yavuklular, kulak verin bana! Size bir diyeceğim var: Su yabancı, iste coktan, tam, payını almıs
bulunuyor; boyle de olmalıdır; Telemakhos’un, kendi keyfince, konağına aldığı konuklara saygı
gostermemek iyi olmaz, doğrusu! Ben de simdi ona bir dis kirası ilave etmek istiyorum: Kendi
beğenmezse hamam usağına veya tanrısal Odysseus’un konağında kullukculuk edenlerden baska birine
versin.
Boyle dedi ve sepetten aldığı bir okuz pacasını etli guclu kolu ile Odysseus’a fırlattı; kucuk bir bas
eğmesiyle Kendini koruyan Odysseus icten gelen bir gulumseme ile alay etti: Paca gidip kalın duvara
carptı.
Hemen Telemakhos soze baslayıp Ktesippos’a cıkıstı:
— Ktesippos, talihine gonulden sukret ki, attığın konuğa değmedi ve kendi korunabildi; yoksa seni
mızrağımla bir yandan obur yana sancıp gecirirdim ve celebi baban duğun yerine senin cenaze solenini
dusunurdu.. Artık kimse, bu evde, boyle yakısmaz islere kalkmasın! Cunku ben her seyi, yakısanı ve
yakısmayanı, gorup anlıyacak haldeyim; artık cocuk değilim, halbuki neler gorup katlanmak zorunda
kalıyorum: Davarlarım kesiliyor, sarabım iciliyor, ekmeğim yeniyor; ve tek basıma kalabalıkla basa
cıkamayıp seyirci kalıyorum! Artık bu dusmanca kotulukleri kesin; eğer son dileğiniz tunc kılıcla bana
kıymak ise, ben de buna razıyım; cok daha iyi olur: Oleyim de su sonu gelmiyen yakısıksız isleri
gormiyeyim; artık konuklarım alcaltılmasın, guzel konağımda karavaslarımın serefine dokunulmasın!
Boyle dedi ve cumlesi ağızlarını acıp bir sey soyliyemiyordu; neden sonra Damastor oğlu Agelaos soyle
dedi:
— Dostlar, boyle doğru soylenen sozlere gucenip ters cevapla karsı koymak yakısmaz, Telemakhos’a ve
anasına da yumusak sozler soyliyeceğim, isterdim ki oğudum ikisinin gonlune hos gelsin: Goğuslerinizde
yureğiniz cok olculu Odysseus’un yurduna donusunu ummakta oldukca yavukluların bekletilip konakta
tutulmasına kimsenin bir diyeceği yoktu: Madem ki yurda donmesi vardı, en doğrusu beklemekti; ama
simdi artık onun donmiyeceği anlasılmıstır. O halde, Telemakhos, var, anana oğutle, icimizden en seckin
ve en cok bağıslıyan kim ise onunla evlensin. O zaman sen de rahat rahat babandan kalan malları yer,
icersin; anan da gider bir baskasının evine bakar.
Ona karsı akıllı Telemakhos dedi ki:
— Hayır, Agelaos, Zeus hakkı icin ve İthaka’dan uzaklarda olen veya gurbette kalan babamın cektikleri
hakkı icin, anamı duğunden alıkoyan ben değilim! Anama kendim de hosuna gidenle ve en cok hediyeler
verecek olanla evlenmesini soyluyorum;, ama sert sozlerle konaktan cıkıp gitmeğe zorlamak… Tanrı
gostermesin, ben bundan sakınırım!…
Telemakhos boyle dedi, Pallas Athena ise hepsinin aklını celerek onları kahkahalarla gulmekten katılttı ve
nicin boyle avurt dolusu gulduklerini bilmiyorlardı ve bir yandan ciğnedikleri etlerden kanlar akıyordu;
obur yandan ise gozleri yasarıp ağlamaklı ve hıckırıklı oluyorlardı.
Bunun uzerine tanrı yuzlu Theoklymenos onlara dedi ki:
— Hay yaman kisiler! Basınıza ne belalar gelecek! Gece sizi kaplamakta: Baslarınız da, yurekleriniz de,
dizlere kadar butun vucutlarınız da karanlık icinde kalmakta. Bir yandan da ağlıyorsunuz, yanaklarınız yas
olup eriyor! Su direkler, su duvarlar kanlara bulanmıs! Avlu, dıskapı golgelerle dolmus! Bu tayflar
Erebos’un karanlıklarına yollanıyor! Gokte gunes sonuyor, her seyi olum sisi kaplıyor!
Boyle dedi ve sozlerini keyifli guluslerle karsıladılar. Soze Polybos oğlu Eurymakhos baslayıp dedi ki:
— Su yeni gelen konuk aklını kacırmıs! Haydin, delikanlılar suna yolu gosterin de dernek meydanını
boylasın, madem ki burayı karanlıkta goruyor!…
Buna karsı tanrı yuzlu Theoklymenos dedi ki:

— Eurymakhos, senden kılavuz istiyen yok! Benim iki gozum, iki kulağım, iki ayağım vardır; kafam da
sağlamdır, asla bozuk değildir. Bunların yardımı ile buradan cıkıp gidiyorum, cunku baslarınız uzerinde
dolasan belayı goruyorum: Hic biriniz bundan kurtulamıyacak, ey tanrısal Odysseus’un konağında
insanları asağılatan ve kotulukler isliyen fodul yavuklular!
Boyle deyip yuksek yapılı daireden cıktı, Peiraios’un yanına gitti, o da onu guler yuzle karsıladı. Yavuklular
ise bu ara birbirleriyle bakısarak Telemakhos’a takılıyorlar, konuklarıyla alay ediyorlardı.
Bu asırı sımarık genclerden biri soyle diyordu:
— Telemakhos, konuktan yana kimse senden daha talihsiz olamaz! Surada kalan serseriye bak! Sıkılmaz
bir dilenci: Ekmek ister, sarap ister, ama calısmak yok; hic bir is elinden gelmez; yer yuzunde faydasız bir
yuk!… Su kahinliğe kalkan oburu de bir baska turlu!… Dinle beni, en iyisi benim diyeceğim gibi karar
vermektir: Bu yabancıların ikisini de bir kara teknenin icine atıp Sikel’lerin ulkesine yollıyalım: iyi bir paha
ile satılırlar!
Boyle dedi, Telemakhos ise laflarına aldırıs etmedi. Susup babasına bakıyordu; ne zaman sıkılmaz
yavukluların yakasına yapısacağını bekler gibi duruyordu.
Bu ara İkarios kızı bilge Hatun Penelopeia, merdiven sahanlığına guzel bir kursu koydurup oturmus,
hepsinin ayrı ayrı soylediklerini dinliyordu. Divanhanede simdi hepsi keyifli keyifli gulerek ziyafeti
uzatıyorlardı: Cok kurban kesmisler, pek cok yiyip icmislerdi; fakat sonra bir tanrıca ile yurekli bir er
onlara uğursuzlukta benzeri gorulmemis bir cumbus kuracaktı! Meheldi, cunku en once onlar yaman
islere baslamıslardı!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s