GILGAMIŞ DESTANI – İKİNCİ TABLET

:::::::::::::::::
İKİNCİ TABLET

Engidu fahişenin karşısına oturdu. O, onun sözcüklerinidinledi ve anlattıklarına kulak verdi. Kadının öğüdüyüreğine işledi. Kadın bir giysi çıkardı: Birini onagiydirdi, öbürünü kendisine alıkoydu; kadın onu bir anagibi elinden tutup çobanların sofrasına, hayvanların ağılınagötürdü. Onun, yurdu dağlar olan Engidu’nun, öncelericeylanlarla ot yiyen adamın, kalabalığın sütünüemenin, şimdi önüne yemek koydular. O, utanarak gözünüdikiyor, bakıyordu. Engidu ekmek yemesini bilmiyor,içki içmesini anlamıyor!Fahişe ağzını açıp Engidu’ya dedi:”Engidu, ekmek ye! Bu, yaşamın koşuludur! Đçkiiç! Bu, ülkenin göreneğidir!”

Engidu, doyuncaya dek ekmek yedi. Yedi küp içki içti.Đçi açıldı, neşe buldu. Yüreğine açıklık geldi, yüzü parladı.Kıllı, pis gövdesini sıvadı, kendi kendini yağladı (29),insana döndü. Sonra bir giysi giydi, artık adam oldu.Arslanların üstüne yürümek için silahını aldı. Çobanlargeceleri uykuya daldı. Kurtları yakaladı, arslanları kovaladı.Eski bekçiler rahat ettiler. O, güçten üstün insan,o erkeklerin bir tanesi Engidu, bunlara bekçi oldu.(14 satırlık boşluk. Engidu fahişeyle birlikte)Engidu, orospu ile eğlenirken gözlerini kaldırdı vebir adam gördü. Fahişeye seslendi: “Yosma! Adam burayagelsin! O ne diye geldi? Söyleyeceğini dinlemekisterim!”Fahişe adamı çağırıp ona yaklaştı, ona dedi:”Adam, nereye acele ediyorsun? Yorulman neye yarar?”Adam ağzını açıp Engidu’ya dedi:”Benimle birlikte kız evine (30) gel! Nişanlı seçmekiçin herkesin evi Uruk kralına daima açıktır. Nişanlıseçmek için herkesin evi, Uruk kralı olan Gılgamış’adaima açıktır. O, evlenecek olanlarla önce kendisi yatar,sonra da koca (31). Tanrısal yasaya göre bu, tanrınınbir buyruğudur. Bu buyruk kendisine göbeğinin bağıkesilir kesilmez verilmiştir” (32).Adamın sözü üzerine benzi sarardı…(Dokuz satırlık boşluk.)Engidu önden gidiyor, orospu onun arkasından.O, Uruk’a girince halk çevresine toplandı. Uruk’tacaddenin ortasında durunca, insanlar başına biriktiler veondan şöyle söz ettiler: “O, aşağı yukarı Gılgamış’a benzer.Bedence daha ufaktır; ama, kemikleri onunkindendaha güçlüdür.(Bir satır eksik.)Ülkede en güçlü odur. Güçlüdür. O, kalabalığın sütünüemmiştir.”(Bir satır eksik.)Zayıf yavrucuklar gibi ondan korkmalarına karşın,adamlar rahatladılar, “O yiğite karşı, gösterişi yaman biryiğit alandadır. Gılgamış’a karşı tanrıya benzer, onun(33) bir eşi alandadır! Đşhara’ya (34) özgü bir yatak hazırlanmıştır.Gılgamış’ın onun yanında kalması için. Bugece onunla ‘Allahın emri’ olacaktır” (35)
Gılgamış yaklaştığında, Engidu caddenin ortasınadikildi. Gılgamış’a yolu kapamak isteyip, onu yatakodasına bırakmadı.(Yedi satır eksik.)Gılgamış kırda büyüyen, gür saçlı, ele avuca sığmazEngidu’ya baktı: Kendi kendisine yol açtı ve üstüneyürüdü. Kentin alanında birbirleriyle karşılaştılar.Engidu kapıyı ayağıyla kapayıp Gılgamış’ı içeri bırakmadı.Bunun üzerine boğalar gibi böğürerek kapıştılar:Kapının direklerini paramparça ettiler. Duvar yerindensarsıldı! Gılgamış ve Engidu, evet, boğalar gibi böğürerekbirbiriyle kapıştılar. Kapının direklerini paramparçaettiler. Duvar yerinden sarsıldı! Gılgamış diz üstüyere düşünce, öfkesi indi ve göğsünü geri çekti. Gılgamışgöğsünü çeker çekmez, Engidu ona, Gılgamış’adedi: “Anan olan, ağılın yabanıl ineği, Tanrıça Ninsun(36), seni bir tane doğurdu. Başın adamların tepesini aşmıştır!Enlil senin alnına insanların krallığını yazmıştır!Gücün evrenin beylerinden üstündür.”(On satırlık boşluk.)Birbirini öptüler ve arkadaş oldular.(Görünüşe bakılırsa bundan sonraki 14 satırlık boşluğunsonuna doğru, Gılgamış’ın Engidu’yu, bir oğulolarak kendi anasına götürmüş olmasından söz ediliyor.Gılgamış, Engidu’dan şu biçimde söz ediyor.)”Ülkede en güçlü odur. Güçlüdür. Gökten inen yoğuncevhere benzer, gücü büyüktür! Kimse karşısındaduramaz. Ona lütfunu göster.”Gılgamış’ın anası oğluna dedi, Ninsun, yabanılinek, Gılgamış’a dedi:”Oğlum….(Üç satır eksik.)(Engidu’nun hep korumakta olduğu biçimindenötürü, Ninsun’un şaşkınlığını belli ettiği anlaşılıyor.Bundan sonraki beş satırsa, Gılgamış’ın yanıtlarınıoluşturabilir.)”Onunla yukarı, aile ocağının kapısına gitti. O, banakarşı pek çok kışkırtıldı. Engidu’nun babası ve anasıyoktur. Onun dağınık saçları hiç kesilmemiştir. O, kırdadoğduğundan kimse onu eğitmemiştir.”Engidu orada durdu ve onun söylediklerini dinledi.Gözleri yaşla doldu. Söylenenler kendisine pek dokunduğundanacı acı içini çekti. Gılgamış, yüzünü onaçevirip, oturdukları yerde birbirleriyle kucaklaştılar;
aşıklar gibi eller birbirinin üstüne kondu ve Gılgamış,Engidu’ya dedi:”Dostum, neden gözlerin yaşla dolu? Söylenenlersana dokunduğu için mi acı acı içini çektin?”Engidu ağzını açıp Gılgamış’a anlattı:”Dostum, bir acı boğazımı sıkıyor. Kollarım uyuştu,gücüm azaldı.”Gılgamış, ağzını açıp Engidu’ya dedi:(Altı satır eksik.)”Ejder yapılı Humbaba ormanda oturuyor. Sen veben onu öldürüp şu belayı ülkeden kaldıralım. Kendimizekatran ağaçları devirelim.”(Dört satır eksik.)Engidu, ağzını açıp Gılgamış’a dedi:”Dostum, ben dağlarda deneyimliyim; yabanıl hayvanlarlaoralarda dolaştım. Ormanın uzaklığı iki kez onbin saat çeker. Yukarıya, onun içine dalacak kimdir?Humbaba… onun böğürtüsü tufandır, evet, onun soluğuateş, saldırısı ölüm. Neden ötürü böyle şeyleri yapmayayeliyorsun? (37) Humbaba’nın oturduğu yer için savaşanhiçbir kimse ona karşı dayanamaz.”Gılgamış, ağzını açıp Engidu’ya dedi:”Katransa, ben bunun dağına çıkmak istiyorum. Budağ geniş ormanın ortasında bulunuyor.(Üç satır eksik.)Humbaba’nın bulunduğu ormana gitmek istiyorum.Savaşta bir balta bana yeter. Sen burada yalnız kal,ben oraya gideceğim.”Engidu, ağzını açıp Gılgamış’a dedi:”Oraya nasıl gidebiliriz… Katran ormanına? Gılgamış,onun bekçisi bir savaşçıdır. Hiçbir zaman ımızganmaz. (38)(Đki satır eksik.)Enlil onu, katranları korusun diye insanların başınabela kılmıştır. Her kim yukarı, ormana çıkarsa, kötürümolur.”Gılgamış, ağzını açıp Engidu’ya dedi:”…” (39)
“Güneş gökyüzünde durdukça tanrılar sonsuza dekyaşarlar. Ancak, insanın günleri sayılıdır. Onların ettiklerihep havadır. Sen daha buradayken ölümden korkuyorsun.Yiğit ruhundaki gücün sana yararı ne? Öyleyse,seni ben götüreyim de, ağzın bana: “Đleri git! Korkma”diye çağırsın. Kendim ölürsem adımı yükseltirim,’Ejder yapılı Humbaba’nın düşmanı Gılgamış ölmüştür,’derler.”(Sekiz satır eksik.)”Katran devirmek için elimi bulaştırmak istiyorum.Kendim için bir ad bırakmak istiyorum.Şimdi dostum, silahçı ustasına gitmek istiyorum.Silahlar gözümüzün önünde dövülsün.”Elele verip silahçı ustasına gittiler. Ustalar oturupbirbirleriyle danıştılar. Büyük baltalar dövdüler. Üç okkalıknacaklar dövdüler. Yalımı iki okkalık büyük kılıçlardövdüler. Kabzaların başı on beş okkalık, kılıçlarınkını on beşer okkalık; altından. Gılgamış ve Engidu, herbiri 300 okkalık silahlar taşıdılar.Adamlar, Uruk kentinin yedi sürgülü kapısına vardılar;halk bir araya birikti; Uruk sokaklarına neşe saçıldı.Gılgamış, Uruk sokaklarında halkın neşesine tanıkoldu. O, karşısında oturan halka seslendi:”Ben, ejder yapılı Humbaba’ya gitmek istiyorum.O söylenen şeyi, ben Gılgamış; görmek istiyorum. Onunadı ülkelere yayılmıştır. Katran ormanına koşmakistiyorum. Uruk çocuğunun nasıl güçlü olduğunu bütünülkeye anlatayım. Katranları devirmek için elimi bulaştırayım.Kendim için sonsuzlaşacak bir ad yapayım!”Uruk mahallesinin yaşlıları dönüp Gılgamış’a dediler:”Gılgamış, sen genç olduğundan, gönlün seni böylesineileri götürdü. Sen burada ne yaptığını bilmiyorsun.Bizim işittiklerimiz, Humbaba’nın çok acayip olduğudur.Onun silahının karşısına çıkacak olan kimdir?Orman iki kez on bin saat uzaklık çekiyor. Yukarı çıkıponun içine girecek olan kimdir? Humbaba, onun böğürtüsütufandır, evet, onun soluğu ateş, onun saldırısı ölüm.Neden dolayı böyle şeyleri yapmaya heves ediyorsun?Humbaba’nın oturduğu yer için savaşan hiçbir kimseona dayanamaz.”Gılgamış, öğütçülerinin sözünü dinledikten sonra,gülümseyerek gözlerini arkadaşına dikti (40).(Dokuz satır eksik).”Korucuyu meleğin seni sıkıntılardan kurtarsın; barışiçinde Uruk kıyısına (41) dönmen için sana kılavuzolsun!”
Gılgamış, diz çöküp elini kaldırdı:”Söyledikleriniz yerini bulsun. Şimdi gidiyorum.Şamaş! Ellerimi sana kaldırıyorum: oraya varınca canımsağ esen kalsın! Beni Uruk kıyısına geri döndür! Gölgeniüstümden eksik etme!”Bundan sonra Gılgamış, arkadaşını çağırdı, falınaonunla birlikte baktı (42).(Yedi satır eksik).Gılgamış’ın gözlerinden yaşlar boşandı:”Hiç gitmediğim bir yol. Sonu belli olmayan biryolculuk. Burada sağ esen kalırsam seni gönlüme göresevmiş olurum. Kendimi senin zevkine kaptırmak isterim,seni tahtlara geçirmek isterim.”Artık köleler silahlarını getirdiler. Büyük kılıçları,yayı, sadağı eline teslim ettiler. Baltaları aldı, sadağı veAnşan (43) yayını bir yanına astı, kılıcı kemere taktı.Yolda yürümeye başladılar. Đnsanlar Gılgamış’a sordular:”Sen ne zaman kente geri döneceksin?”:::::::::::::::::

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s