Göroğlı – KIRK MUNLER

Habarı kimden al? Üsti maslıklı pilden al! Göroğlı
beğ Arap Reyhanın masltgmı piline yüklep
goyberdi.
Pil acıgan yerinde otlap, suvsan yerinde suv
içip, nice dagdan-depcden aşıp, nice menzil yoliarı
geçip -yol uzak da bolsa gepin gısgası yagşı-
Gürcüstan yurduna bardı.
Yagdayı Leke patışaa habar berdiler:
“Hay, tagsır patışahım, bayakı Arap Reyhanı
mündürip iberen pilin” geldi. Onun alaşası, ineri,
özi yok.”
Patışa erk galanın işigine çıkıp:
“Barın, pili ekelin!” diyip buyruk berdi.
Derrev pili getirdiler. Patışamn pilin üstündeki
gaba gözi düşdi. Ol:
“Hay, zahnar-ey, özi yolda av diyip galip,
gaba şireli zat yüklep goyberipdir-ov bu!?”
eliydi.
Bir zamanlar gabi başaşak sükseler, onun
içinden gulaç yarım, gulaç yarım omaca sünk
çikya. Arabi n eli-yagı erep, yurduna dine bir süiıki
gel i pd ir;
Ol sünkleri görüp patışa:
“özi yolda av diyip galip, Göroğlının maslıgını
yükîep goyberen eken-ov. Görolının sünki-dcbu!” diydi.
Patışa şunun bilen vagtını hoşlap, tagtmda
bolu bersin.
İndi habarı kimden al? Arap Reyhanın şol
bayaki sopı bolıp yören ağası Aman Arapdan
a1/
Aman Arap:
“Alla, bu zafmar ken eglendİ-de. Mum hızmata
iberen Leke patışadı, sondan bir habar alayın.”
diyip oylandı. Şonlukda, günlerde bir gün
Leke patişanın gaşma gelip salam berdi, baş eğip;
“Hav, togsır pahşahım, biziiı inimizden hiç
habar-hahr bolmadı-la?” diyip soradı.
Lckc patışa :
“Aman Arap, senin inin yolda av diyip galdı
mika diyyen, heniz-e gelenok. Özünden öninçe
Cöroğlmm maslığmı yüklep goyberipdir!” diydi.
Aman Arabıîı yüreğine hovsala aralaşıp:
“Hanı, Göroğlımn maslıgı?!” diydi.
“İnha!” diyip, yankı sünkleri Aman Arabul
önüne şakirdadıp zındilar. Aman Arap sünki alıp,
öz sünki bilen deiıeşdirip gördi. Öz sünki bilen
den geldi. Ol sünki alıp:
“Hav, Leke patışa, mundarı Göroğlımn maslıgı
bolmaz, bu bizin inimizin maslıgı, inimizin!.. Beynisi
yukarak, akılı gısgarak bir inimiz bardı. Onı
aldap-ogşap, hoşamatlap, Göroğlımn üstüne iberip,
ganına galipsin. Düş önüme, zarinar, düş diydim,
düş! Eğer düşmeseiı, güymen-süymen etsen,
galanı agdar-dünder edip, başına zindan ederin!
Sopuçıglıgı da taşİanımız şu!” diyip, kövüş-mesini
de zınıp goyberdi.
Patışa:
“Hav, aman Arap, sen biraz tağapıl et, mana
punca ber! Men bu vagta çenli onı iberip, arkaym
bolup yördiim. İndi Hünkerc habar edip, Hünker
başlıklaym güyç birikdirip, bir gidip görevin!”
diydi.
Aman Arap bekine tutup:
“Nehili yöreyen bolsan da, düş önüme!” diydi.
“Bolya diyip, Leke patışa Hünkerc hat yolladı.
Hünker hatı alıp görüp, dergazap bolup, çar tarapa
hat yollaberdi. Hat yollan yurtlarının adı: îspihan-
Nisbicahan, Hczirbercan, Hırırovan, Nisa
pur, Germiyan, Osman, TÖvriz, Arabistan,
Ovgan, Bcycnnam.
Hünker üç aydan goşun cemledi. Cemlen goşunmın
bir müni seyrigöy, bir müni cadıgöy, bir
müni hezirbaş, bir müni vakıbaş. Müfi top, mün
şcmhal, müfi eezayrı, mün zemmirek, nice mim
say atlı, nice mün yabzal, nice mün yoz allı. Bu
goşun bilen Hünker Çardaglı Çandıbİle yöriş etdi.
Göroğlı Hünkerin goşun çekip gelcegini işidip,
Deli Metel bilen Seytek Gırmanı dağın geçelgesinde garavul goyup, özi meyhasında kırk yiğidi
bilen mcs bolubersin.
Hünkâr bu yığın bilen Çardaglı Çandıbiiin tövcrcgine
düşüp, sop gurap yatıbcrdi. Ağır yığının
at ayağının tozundan dörcn ümür-duman asmanpelege
çıkya.
Ağayunus peri bilen Gülşirin köşgiin üstünde
Obrdllar. Ağayunus bu ümür-dumanı görüp:
“Bo-hov, Gülşirin can, bar, ağana ayt! Onun
serap içmesi, keyp çekmesi tükenmez. Bu duman
yağşın-silin dumanı deldir. Bu ağır yığnifi dumanıdır.”
diydi.
“Bolya” diyip, Gülşirin mcyhananın ağzından
gelse, Göroğlı başlıklaym kırk yiğidin barı serrelişip
yatır. Gülşirin mcyhananın ağzında durup,
beş keleme söz aydar gerek:
Asman yüzün tutup geldi.
Beğler, bu ne duman boîdül
Gözüm ganh yaşa doldu
Beğler, bu ne duman bohiı?!
Bu dumana banlmadı,
Barıp habar sorulmadı,
Üstün tizden ayrılmadı.
İller, bu ne duman bohiı?!
Bu dumanın çastı bardır,
Yanında bir dostı bardı.
Yalnızımda kastı bardır
, Beğler, bu ne duman baldı?1.
Duman övriildi serimden,
Medet dilesenı pirimden,
Ağa can, kurgun yerinden,
Ağa, bu ne duman baldı?!
Gülşirin diylr, bu gazali,
Belli kasnın ta yazalı.
Bu cebre niçik dözeli?
İller, bu ne duman bohiı?!
Gülşirinin sözi oların hiç haysmın gulağına ilmedi.
Kese yöredeni üçin Övezin özüne azrak
yeten ekeni. Bu söz övezin gulağına degip, yüvrüp
daşarık çıkdı.
“Hav, Gülşirin, neme gep-söz bar?!”
“Övez, ümür-duman asman-pelege çıkya,
düşman gelip mike diyyen.”
Övez serabın mesçiligi bilen; “Gel, en tek
ağama aytmaym-la, özüm bir habar alıp gaydayın”
diyip, yüvrüp seyishanaa geldi. Ona Göroğlının
Gıratı gabat geldi. Övez Gıratı münüp,
yalnız özi çıkıp ölegitdi.Deli Metel bilen Scytek Gırma da düşmanın
aşağma-yokarsma belet boltip, galaa garşı at gamçılapgelycdirlcr.
Görseler, Övcz Gıratı aldığına çapıp barya.
Giğınşdıiar gulak asmadı, kovdular yetdirmedi.
İndi Övezin sözi bir neme sonurrağa durubersin.
Deli Metel at derledi p, meyhanamn gapısma
geldi. Scrctse, Göroğlı başlıklayin kırk yiğidin ehlisi
yatır. Deli Metel at üstünde cılavı eyerin gaşına
taşlap, sazı goluna alıp, beş keleme söz aydar
boldı.
Atlanıp, beğkrim, serden gcçcylin,
Hem Bağdatdan, hem Basradan gelen bar!
Bİr kese serabın berirsen içel’in.
Hem Bnğdatdan, hem T ekrandan gelen bar!
Hünker topun bize garap atıpdır, Çandıbilin
degresini tutupdır, Düşmanlar mes bohıp
hetden ötüpdir, Hem Bağdatdan, hem
Tehrandan gelen bar!
Gızılh-yaşılh çadır guruldı,
Temaşada altın gabak uruldı.
Balı beğin ak otağı görüldi,
Hem Tehrandan, hem Bağdatdan gelen bar.
Deli Metel bilmez goşıın samnı,
Bağjap ekiderler Övez canını,
Nayza urup dökün gızü gaşını,
Ispıhandan Hünkerden gelen bar.
Deli Metelin “Bağlap ekiderler Övcz canını”
diyen yakmışız ovası GÖroğlının gulagma degdi.
Ol yüvrüp daşarık çıkdı, görse, Deli Metel at derledip
dur.
“Hav, MeteJ, cygilik mi?!”
“Göroğlı ağa, cygiligin-beylckinİn bilemok.
Düşmanlar gelip düşdi. Çöpde-çörde san bar,
olarda san yok. Gıratı münüp Övczcm yanı gitdi.”
“Gıratı münüp Övezem gitdi” diyenson, GÖroğlının
akıl-huşı, ısgm-deramalı giden yalı boldı.
Onmça yiğitlerem ördüler.
Göroğlı:
“Hav, yiğitler, çay-çilim tayyarlan!” diydi. Yiğitler
derrev çay-çilim tayyar eldiler.
Çay içince, çilim çekince, Göroğlı:
“Şol düşmanların galaa gelenini gözüm görmesin.
Men şu yanda Ovezi ya alayın, ya öleyin!”
diyip, oylanıp, otırka, harazdan palanlı yabıra idip,
bir doğması geldi. Göroğlı:
“Hav, doğma, düş yere!” diyip, mum yabidan
düşürip, başı sopbaşlı eğni yektaylı ayak yalanaç
palanlı yablının üstüne böküp mündi. Bir laykepce-de yatan ekeni munam eline alıp:
“Men şu yağdayda aylanıp gaydayın. Siz galada
boluberin!” diyip, Göroğlı palanli yabnıı
münüp, kepçeni eğnine taşlap gidiberdi.
İndi habarı Hünkerden al!
Ol gelip çadır-çemenini dikip, goş-kötelini taşlap,
gövnüni bire bağladı. Onun Esenhan patişa
diyen bir serkerdesi bardı. Mum beşyüz atlısı
bilen “beri yanından anrı yanından habar al, dil
tut, ukuda mı, oya mı, alamana, ava-şikere gidip
mi, nehilidigini bilip gel!” diyip, Göroğlmın galasına
yollapdı.
Bular da gorka-gorka gelyediler, gözlesclcr
galadan bir yabılı çıkıp, eleslep gelye. Olar: “Bize
ansa t yerden dil bolar, bizim yanımıza gelse
gerek, şundan habar alam.” diyip, sap sap bolup
durdular. Emrna Göroğlımn şol yabısmı çapıp,
kelleni aşak basıp, buları görmedik kişi bolup
barşı.
Esenhan bir atlısına:
“Bar, şom tutup getir, ondan bir habar alalı!”
diyip buyıırdı. Onun atlısı Göroğlının ızmdan
yetip, om borliğine alıp gaytdı.
Göroğlı Esenhan patışasmm gaşmda salam
berip durdı. Esenhan patışaa:
“Ay yagşı yiğit, sen kim bolarsm?!” diydi.
“Men Göroğlımn dogması, tagsır.”
“Dogması bolsan, bu yana neme işe baryasm?!”
“Şu dağın üstünde dümc ekilen ekin bardı.
Yağış yağya mı, sil gelye mi, ümür- duman köp
görünye, sona aylanmağa baryan.”
“Gayt ızma, kelleni alıp giderler!”
“He, neme, alar öte gider yalı meydanda
yatan kelle bar mı?”
“Bu duman yağşm- silin dumanı del. Hünkar
başliklayın yığın geldi. Bu sonun dumanı.
“Oz gözüm bilen görmesem manmarm, tagsır!”
diyip, yabısmı depip öte gitdi.
Esenhan yene bir atlısına buyıırdı:
“Yetip alıp gayt om!”
Bir ymdam atlı kovup yetip, Göroğlını yene
alıp gaytdı.
“Hov, zairnar gözün bilen gören yalı, man şuna!”
“Öz gözüm bilen göreyin, tagsır, goyber
meni!”
“Öz gözün bilen onson da görsen bolar. Hanı,
ayt, Göroğlı ağan öyde mi?!”
“Öyde”
“Ol bu günler neme iş başında?”
“Göroğlı ağamı altı aydan beri ısıtma tutya.
Men beri gaydamda pcrizadı onun ağzına pagta
bilen suv damdırıp otırdı.”
Göroğlı kcsel diycnsoii, gam-gaygısız, cancaylı
bolup Esenhan patişa atlılarına:
“Hav, yiğitler, çay-çilim tayyar edin. Göroğlı
kesel bolsa, gaygısız bolubcrin!” diydi, sonra Gö~
roğla yüzlendi:
“Sen Göroğlmın dogması bolsafi, özin niredon?”
“Aslını Hezirbeğcanh, tagsır!”
Nicesinin, özi Hczirboğcanlı, nicesinin enesi
Hczİrbcğcamn, munın bilen tuys dayi-yeğcn çıkdılar…
Bular dayı-yegenini görende, gucaklaşıp ogşaşar
ekenler. Olar bir ogşasa, Göroğlı şapbıldadıp
iki ogşaya zafmar.
Göroğlu aytdı:
“İki günden beri zol-zol gözüm çekyedi. Sizleri
görçek ekenim-ov.”
“Hezirbeğcanlı, sen bu yana gitcek diyip
dızap durma, seni tanayan bar, tanamayan bar,
biri Öldüreymeşin. Sana şu yerde gelen yıgmı
gözün bilen yalı habar beroyli. Alının haki üçin
inan!”
Göroğlı:
“Alını orta saldın, inandık, tagsır!” diydi.
Esenhanın yanında şahır bağşısı bardı. Ol
sona:
“Muna gelen yığnı habar ber!” diydi.
Şahır bağşı sazını goluna ahp, gelen yığnı
habar berip, bir söz aydar gerek:
Damgandan, Bossandan, Şirvan,Haîapâ’an,
Gör sen indi, belli-bclli gelmişdir, Kırk müni
yasavlı tarap-tarapdan Kırk mün dahe demir
donh gelmişdir.
Kırk müni serkendir, kırk mimi darga,
Kırk müni mürzedir, müneni yorga
, Kırk müni bezzatdır, gderler zorga,
Kırk mün yene şerbet-baHı gelmişdir.
Kırk müni mayalı, kırk müni nerli,
Kırk müni beğ oğlı, bili kemerli,
Kırk müni ussaldır, goh hünerli,
Kırk müni tirendaz, belli gelmişdir.
Kırk müni bahadır, yürürler ızga,
Kırk müni bahadır, sancarlar gözge,
Kırk miinini görsen, müneni özge,
Kırk mün yene allı, pilli gelmişdir.
Kırk müni bahardır uruşda tayyar,
Kırk müni cadıgöy, kırk müni ayyar,
Kırk müni layhordır, kırk müni huşyar
Kırk mün yene sütemkerli gelmişdir.
Kırk miini ataşbaz, otlar gezdircr,
Kırk miini cadıgöy, adanı azdırar,
Kırk miifd mcrdikcr, galan bozdurur,
Kırk muit yene goh pilli gctmişdir.
Kırk münini saylap getirdim meriden,
Kırk miini başını çıkarmaz deriden, Kırk
miini Gaçardır, kırk miini Kürtden, Kırk
müh yene belci dilli gelmişdir.
Kırk miini yasavul, hararlar paça,
Kırk miini galandar, giderler haca,
Kırk miini seyitdir, kırk miini hoca,
Kırk mim yene ağa yollı gelmişdir.
Kırk miini aşpezdir, tılla tabaklı, Kırk
miini divandır, badam gabaklı, Kırk
miini kurt oğh, ağzı gapaklı, Kırk müh.
yene burnı gılh gelmİşâir.
Bağdıüda gün doğup çıksa asmana,
Tövrizde gurıılar ahırzamanu,
Esenhan diyr, beyle gaytsa zamana,
Kırk müh şCdar, bcse-belli gelmişdir.
Esenhan şahir bağşısı sözünin sonunda patışamfi
adını getirdi.
Göroğlu aytdi:
“Hey zaniîar-cy, kırk mün, kırk müfi… Sonum
aydınca, hemmecesi huşumdan çıkdı!”
“Ağan sovathan mıdır?!
“Ağanı yedi yıl okap, bilim hakim alandır. Gözüne
hat yoluksa yeter.”
Esenhanm yanında divan mollası bardı. Ol
şol mollaa:
“Şu naınam yazıp eline ber!” diyip buyurdu.
Divan mollası bolsa bir kağıza yazıp, eline berdi.
Esenhan Göroğla:
“Hav, Hezirbeğcanh, şum yatan yerinde
ağanın gözüne tut. Ha ti okap, şunca yığnm gelenin
bilip, gorkusma galan yartı cananı çıksın!”
diydi.
Göroğli:
“Bolyar, lagsır.” diyip, kağızı sopbacmm depesinc
gısdırıp geydi.
Esenhan:
“Ey, hezirbeğcanh, sen Göroğlınm dogması
diyyesin, sen onun aşpezi mi, düye çopam mı, cılardarı
mı, payekisi mi, suvçusı mı, emelin neme?!”
diydi.
“Tagsır, paycki-suvça yetiberme, biz Göroğhnın
cılavdandırıs.”
“Ökdc emelin bar ekeni, ursa çıkanda, bile çıkyamın?!”
“Ursa çıkanda, yelesini saklap gelyen doğması
men.”
“Göroğlmın ‘İt urşı’ diyen urşı barmışm, ‘Vellemşaha’
diyen oynı barmişm, sen olaram bilye
min?!”
“Bilyen, tagsır!”
‘”İt tırşunam’ bilye min?”
“Bay, ‘İt urşun-a1 deslap övrenip goyuplıp.”
“Görolı ağan Cıra tına münende ursa giteck
bolanda iner kimin kükrep, nama gayrar ekeni,
sen onı bilye min?!”
“Om da bilen tagsır!”
“Bay, zannarım deni-tayi yok cken-ov! Hczirbeğcanlı,
ağan namasmdan bir nama gayrıber.
Biz senin Göroğlmm cılavdarıdığma inanalı!”
“Bolar, tagsır! Göroğlı ursa gitcek manalında,
ine, şu namanı gayıryardi, tagsır!” diydi7 eline sazını
alıp bir nama gaynp bersin:
Men sana ne diydim Esenhan
Patışa İndi sana doğn sözlerim
bardır! Atını uğratma gayaâan-daşa,
Menin at işlemez yerlerim bardır
Eğri deldir sana doğrudır sözüm,
Tamim gö’remde açılar gözüm,
Eğer atım biidrep yıhlsam özüm.
Üstümde hov çeken şirîerim bardır!
Men sana ne diydim kem saydın bizi
Çıkar men çöllere, avlar men diizi,
Öveze yetinçe gırar men sizi,
Kerbcla deşti dek çöllerim bardır!
Yiğitlerim bardır, bukıtda bekli,
Garaguş gamttt, arslan yürekli,
Serî durna telli, sarmr börükli,
Yağımı gatkanlı goçlarım bardır.
Göroğlı beğ, adım eleme destan,
Gıralım meydanda ner kimin mestan,
Haybahmdan titrer külli Gürcüstan,
TekeU-Türkmenli illerim bardır!
Bu sözi aydanson, Esenhan Göroğla:
“Pah, Hezirbcğcanlı ağasının namasmı gayıryan
cken-ov! Ham, bizlere ağanın ‘İt urşuru’,
‘Vellemşaha’ oynunam görkez.” diydi.
Göroğlı:
“Tagsır, hemme oyun-tomaşasmı övretsek,
görkezsek de, şol ‘İt urşuru’ goyalı!” diydi.
“O neme üçin?!”
“Ol bir köp sağathk uruş tagsır, goşunm hov-salaa
düşer, oturabilmez.” Escnhan bolsa: “Ay, yok,
oturar.” diydi “Tagsır, hesiyetli zat del, şom goyahla!”
Göroğlı ‘goyalı-loyahsmı’ köp aydıbercnson,
Esenhan öz atlılarına:
“Hav, yiğitler, Göroğlının İt urşunu’, ‘Vellemşahısmi’
görseniz, övrenseniz, her haysmız
bu vagta çenlİ bala-çağanızı satıp bercekdiniz.
inha, Hozirbeğcanli öz süftkdeşimiz, gardaşımız,
say-sebep bilen sataşıpdır. Bir pul çikdacmm
yok, halis Alladan övretcek. Şu övredip gözip
yörke birin ımınun yüzüne gözleseniz, kellenizi
alarm!” diyip, gılıcmı gmmdan soğrup Önüne
kese basdı.
Höküm güyçli bolansoîi, yerden başga yere
gözleyen adam yok. Yığna suv sepilen yalı boldu.
Göroğlı:
“Tagsır, çmımzdıgım indi bildim.” diydi.
Göroğlı ortaa geçip, göreş tuteak adam yalı,
bileğini çızgap, iki siyim biline urupdır. Bayakı
kepçe de elinde. Ol kepçe yedi yıl yerde yatıp yer
suvum içen kepçe, dessesinifî uzımhgı gulaç
yarım, yüzi yalın yalı. Ol:
“Tagsır, ‘İt urşı’, entek sona dursun. İlki ‘Vcllemşaha’
diyen oynı görkezeyin.” diyip, kepçenin
dessesinin ucundan tutup, yığnın içine kürsep
urup öte gitdi. Kepçe haysı yerden değse, tüys
alıp baryar. Afin çetine çıkıp, berliğine de bir gaytdi.
Son ol:
“İne, tagsır, ‘Vellemşahası’ şu! Ağamın rAylantabak’
diyen oynam bar, onam görkezeyin.”
diyip, kepçenin dessesinin ucundan tutup, gözüni
yumup, pırlanakgada ayîamberdi. Yarımının nıan-
Iaymdan değyc, kesinin bolsa gövres-e otır, pızlavuk
kedi yalı bolup kellesi honda yatır.
Esenhan patışa esevan yetse, “Hezirbeğcanlı”
onda ol, munda bu, diyip, goşununı girip yör.
Escnhan patışa:
“Hay, oynam gursun, tomaşasam! Basın
zannarı!” diydi.
Basın diyeni bilen Göroğlı basdırcak mı,
özüni çete çekdi. GÖzlcse, çetrekde Esenhan patışarun
atı gantarılgı duran eken. “Şundan govurağı
yokdur gerek” diyip, Göroğlı ata garşı yüvürdi.
Atın tanapmı pıçak bilen kesip, üstüne
böküp mündi.
“Atlan-ha atlan!”, “Önünden bol-ha, önünden
bol!” bohıberdilcr, alağahnağal ediberdiler. Gö-roğlı galaa garşı gaçar mika, diydiler. Göroğlı ol
aydanlarını etmedi. Kıblasmda bir dağ bardı, sona
garşı atının cılavını denleberdi.
Atlanıp, Göroğlmın ızından kovmağa aylanışdılar.
Köplep yetseler, gaçıp otır, yeke-iki
bolup yeteyseler, dönegede kepçe bilen agdarya
‘ît urşum’ edip yor, ke gaçıp, kc govup yörşi, tüys it
urşı da! Ycke-yekeden sazlap gelyer.
Esenhan pahşa:
‘”Oyunçı utulanım bilse yagşı’ diyenleri indi
men neme işlep durun?” diyip, goşunm önüni başlap
dağın deresi bilen gaçıberdi. Göroğla da gereği
şol!
Dağ derede yiğin biri-birinin önün düşebilye
mi? Girdi bir çetinden; ur, yık, sanç, agdar, öldür,
gaftır, bas!
Göroğlı gığmı girip, Esenhan patışanı sakga cilavladı,
yüzüne bakakga:
‘”İt urşunı’ övrendin mi, tagsır?!” diyip soradı.
“Övrendim.”
“Kcmis-kümsün galan-a deldir?!”
“Hergiz-hergiz galan deldir-e-ey!”
Esenhan gorkusına simap kimin sandırap,
gamiş kimin galdırap dur.
Göroğlı öz içinden aytdı: “Şunun gÖZünin odı
alnar yalı edeyin-de” diyip, kissesinden pereni
çakgını çıkarıp, yankı ölenlerin gulak, burnum kes,
tık at torbaa, kes, tık at torbaa. Bir at torbaa sığmadı,
yene bir at torbanı depip doldurdı. Özüne
melim, galin palovkedi yalı gulak burunlar. Burunlardan
iki ot torbanı doldurandan son, Esenhan
patışanm hem gulak-burnını alıp, at torbaa
saldı. Atından düşürip, öz münüp gelen yabısma
mündürip, yabınm gamının aşağından çekip ayağını
(Hafidi, elinem sırtına daiîdı. İki at torbasınam
bağını çatıp, y abının sağrısına berkitdi. Yabıru
yankı yola salıp şeşper bilen sağrısına beş-altmi
gondurdı. Dağın cülgeîerindcn hemişe ot daşamağa
övrenen yabı, mum aldı öte gitdi.
Bardı goşımifl bir yan çetinden. Mum gören
gülüş, gören gülüş, sıp-sırdım bolup Hünkerin gaşma
barıp, zommarağada duruberdi. Hüiikcr:
“Hey, zannar, salam yok, helik yok, habannı
ber!” diydi.
“Zeheri ber, merezi ber, habar gerek mi sana,
haban bolup durşumızdan alaymazlar mı? Göroğlının
bir doğması beş yüz atlını girip goyberdi,
ine, sana gerek bolsa habar şo.”
“Pah, doğmalarına çenli uruş telimin] övrenen
eken-ov!” diyip, bu ağır yığın hovp tapmağa aylanısdı.
Hünker aytdı:
“Ay, bolsa da bular yalı ağır yığında mımçamunça
gırılman bolya mı. Bu bir yagşı goryen serkerdemdi,
özi ölmen aman~sağ gelipdir. Munufi
gulak-burnunı çayında goyun.” diyip, patışa hekimlerini
yığnap höküm ctdi. Hekiinlcr cemlenişip:
“Gulag-a beylede dursun, tagsır, entek burnum
ornaşdıralm.” diyşip, burnumu ornuna tenekar
sepip, burun goyyalar. Kcsi iki barmak etmeye,
keşi üç barmak etmeye, Esenhan patışa
aytdi:
“Hav, zafmarlar, goyup-göterip menin canımı
aldınız, hol gara torbanı silkin, bizin burun sonun
içindedir.” diyip, gığınberdi.
Gara torbanı sükseler, terregeden de bir
burun gaçdı, edil küdün yalı: “Meğer çıksan şu çıkarsın”
diyip, getirip goydular velin, bu ösgünrck
düşdi. Barınça biraz yellenen bolmağa çemeli.
Bu gep bu yerde dursun, indi habarı kimden
al? Göroğlmdan al!
Göroğlı beş yüz at-yarağı olcalap, gala alıp
gaytdı.
“Enşalla, öiıi geldi, sonam geleri” diyip galasına
gelip, tezeden beş yüz atlı nöker aldı. Bu atyarakları
hem yankılara berdi.
Nökcrleri:
“Bu at-yaragları neme üçin beryesin bize?”
diyip, soradilar.
GÖroğlı:
“Yiğitler, bu yığın beş günde, on günde gaytcak
yığma menzeş del. Sizi bir mahal ursa alıp çıkarın,
sonun üçin beryen mum.” diydi.
Onda yiğitler:
“Hav, ağa, uruş diyenin gören zadımız del,
bizlere uruş tâlimini övredip bir söz ayt, tüpeiî, gılıcm
gerek yerini salgı bcr. Baranımızda, öz yarağımız,
özümize yağı bolup durmasın!” diydilcr.
Göroğİı:
“Acap bolar!” diyip, bulara garap, beş keleme
söz aydar gerek:
Aflar aydar, men bökerem,
Nayza aydar men sökerem,
Pürkdürip ganlar dökerem,
Atım yindaın bolan çağda.
Tüpen aydar, sesim yaman,
Değerin ı-d eğmezi m güman,
Değeysem, İbermen aman,
Pelteme ot değen çağda.
Gilıç aydar, men aiayam,
Parlap havadan gelsem,
Gamını iki böleyem,
Ala polat bolan çağda.
Yay aydar, bilim eğerem,
Okaydar, durman değerem,
Sovut derisin sökerem,
Golda guvvat bolan çağda.
Galkan aydar, men alayam,
Taşlın bilmeze belayam
, Goç inginde men galayam,
Serplp-serpip alan çağda.
Şeşper aydar, menin işim,
On iki paradır başım,
Tuvulga bilen söveşim,
Süyr depeâcn inen çağda.
Pıçak aydar, men yarağam,
Guşak destinde duraram,
Cay yerinde men görerem,
Goltuklaşıp gelen çağda.
Palta aydar, men hastayam,
Namart elinde pesteyem,
Urup yıkmağa ustayam,
Yığın basgı holan çağda.
Yumruk aydar, men hırtayam,
Mıdam yanında yoriayam,
Çekip yakasın yırtayam,
Cenne-cünne bolan çağda.
Göroğlı aydar, ya cepbar,
Şahmerdan, bol meâetker,
Goç yiğide barı derkar, Pirden
Himmet bolan çağda.
Göroğlı bu sözi aydandan sofi yiğitler:
“Ey ağa, uruş diyenin şu bolsa, bu övredenlerini
gayım beynimize ornaşdırdık, ursa
gezip gitsen de biz tayyar!” diydiler.
Onda Göroğlı:
“Yok, yiğitler, siz entek galada boluberin,
gerek vagtmda özüm habar bererin!” diydi. Yiğitler
dargaşıp öyli-öyüne gaytdılar.
Sondan sonra Göroğlı öz kırk yiğidi bilen
maslahat ctdi. Ol:
“Hav, yiğitler, bu yığın bu günde-ertede gitceğe
menzenok. Bizin gamımızı iymegimiz, ehli
Türkmen il-uluslarma habar bermegimiz gerek.”
diyip, bir söz aydar boldı.
Ol al dağlar, gara dağlar,
Kırk mün yiğit, çapan gelsin!
Bir-birine könül beren,
Canı cana gatan gelsin!
Çandıbilde çckdim zan,
Barabar namısı-an
, Ol Yemielinin serdan,
Sapa oğlî Çakan gelsin!
Her meyüsde uh adı,
Aslın diysem asılzadı,
Yıldız babanın züryadı,
Okun göni atan gelsin.
Gerenleri gezer düzde,
Bozlaşar âüyeler bozda,
Yılkılar yaynaşıp yazda,
On mün öyli yatan gelsin!
Bu gün başım yesir bolan,
İşim zarî-zebun bolan,
Ar-namısı bar bolan
ÇeUeklerin çatan gelsin!
Keser gılıç dağı davlı,
Yasıl nayzası yalavh,
İl içinde atlı çavlı
Teke beği Zaman gelsin!
Yedi veli bilen duşan,
Düşman bilen gıhçlaşan,
Otuz yaşa başın goşan,
Saltr Gazan soltan gelsin!
At salıp gezer her yanda,
Men bolsam barına bende,
Ol Göklendc, ol Balkanda
Bir ncper ncgehan gelsin!
Nezir etdhn Çandıbilim,
On dört yaşda tutdı elim,
Göroğlu diyr, zebun halım,
Kırk mün öyli Türkmen gelsin!
Göroğlı bu sözüni gutarıp, om hata gcçirdip,
ellerine berip, dumh-duşa çapar yolladı. Sapar
Köse başlıklaym kırk yiğidini yanma alıp, Övezin
giden uğruna yöriş etdiler. Göroğlı Övczi, Cıratını
yatlap hapa boldı. Sonda Sapar Köse Göroğla:
“Sen hapa bolsan, yiğitlerem hapa bolar, beydip
gelmede, nama gayrıp gel!” diyip gövünlik
berdi.
Göroğlı:
“Sen aydanın bolsun, Köse!” diyip dağ üstünden
baryarka, Övczi, Cıratmı yat edip, beş keleme
söz aydar boldı:
Goca dağların başında
Yaz bir yana, gış bir yana,
Tİtreşer ağzım içinde
Dil bir yana, diş bir yana.
Goca dağlar yollar aşıp,
Yaz bolanda çaylar âaşvp,
Övez candan ayra düşüp
Baş bir yana, leş bir yana.
Ah çekdim bilim büküldi,
Sütünim arşa çekildi,
Gözümden yaşım döküldi,
Sil bir yana, yaş bir yana.
Göroğlı diyer, nedeli,
Baş alıp hancak gideli,
Öveze kömek edeli,
Dört bir yana, beş bir yana.
Bu sözi aydip, sürüp gidibersinlcr.
İndi habari kimden al? Övezden al!
Övez şol mdarılıp, barşma, bardı goşunm bir
yan çetinden. Bu goşunıfi içinde Kerem Soltan
diye biri bardı, lakamma Kerem Deli diyerdiler.
övez muna duş geldi. Övezi natanişrak görüp, om
şapba cılavlap tutdı.
“Hav, yagşi yiğit, sen kim borsun?!”
“Men Göroğlmıfİ Övez diyen mehremi borun!”
“Nahay, Övez diyen diline döneyin. Bizin gereklice
adamımız ekenin sen! Yör, seni Hünkerin
gaşma elteyin!”
Bir yerden urşup, tutup getiren kişi bolup, gözini
amana dikip, birki yarımını ata kakdırıbrak,
berden bardı.
Kerem Deli:
“Hay, tagsır padişahım, men Göroğlmm Övez
diyen mehremini tutup getirdim! Hızmatmiza gulluk!”
diydi.
Hüftkcr “Bir patışada kırk kişinin akılı bolar”
diyişleri yalı:
“Hay Kerem Soltan, bu oğlanı sen ekelmensin,
bu oğlan şerabm mesçiliği bilen gelipdir.
Çay-çilim berin, essine gelsin ayılsm! Onson. mundan
coğap soralm!” diydi.
Öveze çay-çilim berdiler, Övez çay içip, çilim
çekip, ayılıp, essine gelip, derdi sınp oturdı.
Patışa:
“Oğlan essine geldin ini?” diydi.
“Geldim, tagsır!”
“Göroğlınm Övez diyen mehremi sen mi?!”
“Hava, tagsır men.”
“Sen bolsan, han oğul, yagşı gelipsin, ağana
ilci, habarcı edip ibersek gider min?”
“Cogap bersen giderin, tagsır!”
“Sana coğap berip ibereli. Ağandan köp-köp
dileglerimiz bar. Şol dileglerimizi bitirse, ağan
bilen yaraşık edip, il bolup gaydyas. Dileglerimizi
bitirmese, ağam galasında çüyredip aîyas. Elli yıllık
haracat tutulıp gelindi bu yere.”
“Dileğini ayt eşideli!”
“Dileğimi aytsam, ağan düyrme gıhcını bersin.
Ağayunus diyen perizadmı bersin. Gıratını bersin.
Leke patışamri gizi Gülruhı bersin! Elli yıllık zekadmı
bersin!”
“Tagsvr, dileğin şu bolsa, men gide de bilcek
del, ağama barıp ayda da bilcek del!”
“He, o neme üçin?!”
“GÖroğlı ağam gaharcandır, gınırrak adamdır.
Barakga: ‘Atını ber, gıhcını ber, ayalini ber!’ diysem,
ağzımdan çaparka öldürer, gelip senem öldürer,
tagsır!”
“Bu oğlan gatı gmır eken, ekidin, bent edin-e!”
Övczin clini-ayağını daiıip, çadırın öresine
şarap, bent etdiler.
Övez gelenson, yığın:
“Mum kim ekeldi ke, mum kim ekeldi?” bolşuberdîler.
Kerem Deli:
“Bizden başga kim ekelibilyc, nıunı biz ekeldik!”
diydi.
“Sen nenen edip ekeldin?!”
“Hay, yiğitler, bizin bilen oynunız gelen ekeni,
biz hcli zarbımızı görkezmezok. Şu at Göroğlının
mecnun-deli diyen Gıratımışm. Hünker bize şu atı
bağış etdi. Şunun üstüne müncek, banp galasından
boynuna tanap çalıp, Göroğlmam getireris!”
Hünker:
“Kerem Soltan, elinden bir iş gelyen bolsa,
bar, Gıratı sana bağış ctdik!” diydi.
Kerem Deli sürüp gelip, öz atından düşüp,
ılgap Gıratin üstüne mündi. Hüîîker patışa gülüp:
“Hav, Kerem Soltan, munun üstünde Kerem
Deli bolup mündün mi, ya Göroğlı bolup mündün
mi?!” diydi.
Kerem:
“Ay, tagsır, Gıratın üstüne münen adam Göroğlıdır.
GÖroğlı bolup mündük!” diydi.
Onda Hünker:
“Göroğlı bolup münen bolsan, Göroğlı munın
üstüne münende, ursa gitcek bolanda, iner kimin
mes bolup, nama gayıryamışm. Ham Göroğlı
bolan bolsan bir nama da gayır!” diydi.
Kerem Deli:
“Acap bolar, tagsır!” diyip, Gıratm üstünde,
sazı destinde beş keleme söz aytsın bakalı:
Ilgar edip, bu meydanda gezeretn,
Ne diyip, dövüşmeğe goymıya, beğîer?!
İndi barsam, Çandıbüi bozaram,
Ne dİyıp, dövüşmeğe goymıya, beğler?!
İlgar eldim, şu meydanım meninki
, Han Üvezim, Gülşirinim meninki,
Ağayunus, Şa-soltamm, merinki,
Ne diyp, dövüşmeğe goymıya beğler?!
At sahram bu meydanda gezeti,
Övez bilen gandı-nabat ezeli,
İndi barsam, galasını bozan,
Ne diyp, dövüşmeğe goymıya, ‘eğler?!
Ağa-beğîer habarnnı soraşar, Uruşa
girende, bir-bir damşar, Kerem Soltan,
bize Gırat yaraşar, Ne diyp, dövüşmeğe
goymıya, beğler?!
Bu sözü aydandan son patışa ona:
“Dövüşcek bolsan kim goymıya seni? Göroğlmın
üstüne gitmeğe, özün gorkyasm, zannar!”
diydi.
Kereni Deli:
“Neme üçin, tagsır?!” diyip, atın bıkımna bir
kakdı. Gırat sekinip zıîîdı asmana. Atın zarbına
onun yensesi Cıra tın sağrısına değip gaytdı.
Kerem Soltan:
“Hav, yiğitler, bu atın gılığı yaman eken. Mana
bir arkan berin, arkan!” diydi.
Kerem Dcle uzın tanapı alıp berdilcr. Ol tanapı
Gıratıiî omzuna aylap, gayım biline oradı.
Akılsız adam özünize belli, her kim bir geneş
beripdir. Biri bu yandan çıkıp:
“Hav, Kerem Soltan, arkanbğına yıkılmaz yah
boldun, bular yah at sürcek bolsan, rast sürçüp
gitse, başından aşınlıp, ölüp gidersin heli.” diyye.
Yene biri bir zat diyye.
Gırata gusgun salıp getirip Kerem Delinin biline
bağladılar.
Yene bir çıkıp:
“Kerem Soltan, ilori-gayra yıkılmaz yalı boldun.
At alıp gaçıp gitse, gelse önünden bir car. Kesclcp
zıiıaysa, eyerden ayrılıp, kellen daşa değip
Ölersin.” diyye.
V’-JİC biri tanap alıp atıiı gamının aşağından
çekip . Kerem Delinin ayağından dandı. Başga biri:
“Hav, Kerem Soltan, at alıp gnçıp gitse, sen
zannar cılavı çekçek mi, ya elindeki nayzanı tuteak
mı?!” diydi.
Yene biri tanap alıp, Kerem Delinin nayzasmı
biline danip goydı.
İndi hatan kiindeıı al? Göroğlı kırk yiğidi
bilen at gamçılap dağ üstüne çıkdı. Göroğlının gırata
gözi düşdi. Gıratin üstündeki Övez can mika
diyse, bir danılgı Kürt, yığın onun tövereğini alıpdır.
Göroğlı duran yerinden:
“Hay, düşmanlar, Gıratımm nemesine sın edyersiniz?!
Yagşısım-yamanını bilmeseniz, gelip
menden soran! Bolmasa size şu yerden eşitdirsem
hem eşitdireyerin.” diyip, eline gılıcmi alıp,
Giradmı tarıp edip; böş keleme söz aydar gerek:
Atı alsan, sağrısına garap al,
Bedcv ahn nemesine sın gerek?!
Bilmeseniz, ussadından şarap al,
Haykınp kişnere beleni üyn gerek!
At alsan al gısga bili-bıkmı,
Cebir ey 1 esen, çeker nerin yüküni
Giiyçli isler söv çekinin akım,
Uruş meydanında bir pelvan gerek!
Guyruk çıkan yeri ıdent düvüler,
Sağrısına değirmenler üvcler,
Gapırga eteği gin den övrüler,
Gaçıbam kovmağa bir meydan gerek.
Göroğlı beğ aydar, bir şirin sözin,
Öküz dey gerişli, ner-maya dızh,
Kiçgine başlıdır, bir alma gözli,
Kellesi yıl asan üsti ham gerek!
Bu sözü aydandan son, Göroğlının söziini eşidip,
Girat kişrvep goyberdi. Tüys goşunın içi şarnüdapgitdi.
Hü nker:
“Alla, zannarın şunca goşunm içinden atım
tanap, munım nama gayrışma seret! Atının eyesiniiî
ovazım eşidip, kişneyşini seret, atı özüne mınastp,
özem atına rmnasıp zamlar ekeni!” diydi.
Hovalası göteriîip duran Kerem Deli:
“Tagsır, bize mınasıp del mi, bize gelişmeye
mi?!” diydi.
Onda Hünker:
“Sana mınasıp bolsa, neme işlep dursun bu
yerde?!” diydi.
Sonda Kerem Deli:
“Ay, yolumı açm-ha!” diyiberdi.
Yığın O yana-bu yana pıtrap, köçe berip,
Kerem Deİe yol açıberdi. Atın cılavmı yazdırmanka,
biri bu yandan çıkıp:
“Kerem Soltan, nayzam biline daftdın. Göroğlının
yanına baranında, dimağın bilen uruşeak
mı? Bigam gitme, bir yarag ekit!” diydi.
Sonda Kerem Deli:
“Hav, mene biryarag alıp berin!” diydi.
At üstünden yenilteyrek bolsun diyip, batman
yarım demirden bolan bir gara mineni boynundan
asdılar. Kerem Deli ulı şahın önünde gıcalata
çıdaman atın cılavmı Göroğla garşi
gönderip, ağa cübüt gamçı yardı. Gıratm teni
avap, hırlının okı yalı bolup ötegitdi, Kerem Deli
goşunın gapdalmdan geçende:
“Dat, gitdim?..” diyye
Olaram ofla:
“Gitsen, yok boluber, senin boyuna don biçcek
bolup duran yok!” diyip gığıryar.
Selkiregede dakılan gara mine, lenner ahp-
Ienner alıp, Kerem Delinin ke guşaklıgma dünkedünke
inderye. CÖroğlmm beri yanı bir cardı. Cara
gelende, Girat rast keserekge zindı. Eyerden ayrılıp,
Kerem Deli atıiî gapdalına gışardı. Gışaran
yerinde gara mine onufî boynundan sınhp, dünk
gaçdi, ol bir beladan gutuldı.
Ay, garaz, Kerem Deli Göroğlmm kırk yiğidinin
“İçine nenen gelenin duyman galdı-da,
Sapar Köse onun şapba cılavmdan tutdi-da:
“Hav, yagşı yiğit, bu yerde neme işleyesin?!”
diyip soradı. Ol gepe çeper zanfıar eken:
“Yiğitler, deliden doğrı habar; hile bilen Göroğlının
atım ızına getirdim!” diydi.
“Sen atın gaptahnda görünyesin-e”
“Hav, yiğitler, onı bilmeye misiniz? Göroğlı
diyen ulı adam, ulı adamının münen yerine münmege
ecap edip, utanıp, gapdalına münüp gclyen.”
“Senin nehili edip at ekelenini özümiz bilyes!”
diyip, yankı tanapları pıçak bilen kesip ayırdılar.
Göroğlı:
“Hav, Köse bu bir yagşı yiğit ekeni, at ekelipdir,
silap goybereveri!” diydi.
“Munın sılağmi özüm govı bilyen” diyip. Köse
şum zannar, bir suvluk torbanı alıp, girin anrı yanına
geçip, dağın çağıl elasından doldurıp, ağzını
boğup, om gayım Kerem Delinin arkasına dandı
da:
“Ay, han oğul, at ckeleni yerine senin hezzetsılağm
şu bolsun. Şunun içindeki gcnci-hazmadır,
emma mum Hünkerin kaşına eltmen, asla ağzım
çözmeğin!” diydi.
Kerem Deli:
“Ay, bize Huday berdi!” diyip, torbanı göterip,
lenkildep gaytdı. Öz göşunmm bir yan çetinden
yetip geldi. Ona tanışları sataşıp:
“Hav, Kerem Soltan arkandakı neme?!” diyseler
ol:
“Yiğitler, sesinizi çıkarman, bağtım gelendir!”
diyip, cogap berye.
“Ha?”
“Göroğlmm atı alıp gaçıp bardı. Göroğlı muiia
vagtı hoş bolup şu torbanı hazınasından doldurup
bcrdi.
“Ay, Kerem Soltan, beri düş-ha, beri-düş! Bu
dünyen yaman kon görünye. Mana bir pençe ber,
mana iki pence ber!” diyyeler.
Onda Kerem Deli:
“Yok, bolmaz, yiğitler! Göroğlı Hünkerin gaşına
eltmen, ağzım açma diyip aytdı.”
“O zaiinar Göroğlı munin ağzına möhür basıp
goyberen deldir ahırı! Çay pulı bolar yalı birneme
berip git ahırı!” diyip onun ızmdan yüvürdiler.
“Yok! bolmaz!” diyip, dızmaç Kerem Deli
ondan ona-mundan muna gaçya. Gaçıp, in
sonunda Hünkerifİ gaşma geldi.
Ol:
“Hay, Kerem Soltan, senin bolup gelsin ne
tüysli?!” diyip soradı.
“Ay, tagsır, Gırat alıp gaçıp Göroğlının yanma
eltdi. Göroğlı-da bu torbanı hazınasından dol*
durıp berdi. Yolda talacağarn boldular. Gaçıp gutuldım,
tagsır!”
“Ham?” diyip, torbam başaşak sükseler, torbadan
çıkan Yıldız dağın daşlan bolup çıkdı.
Hüiıker:
“Hay, Kerem Soltan, Göroğlmın sana eden sılağı
şu mı? Mundan başga nemcler sılag etdi?!”
diydi.
“Tagsır, mundan başga Göroğlundan artıkmaç
sılag da goremok, horluk da. Horluğı ozal
Hudaydan gördüm, galıberse-de batman yarım
demirden bolan gara mineden gördüm.”
Hüîîker muna gülüp goyberdi. Kerem Deli
gepini tapıp, patışanı güldürip, onun gazabından
gutuldı.
Hünkcr sıpayılarmı yığnap, geneş-maslahat
etdi:
“Hav, yiğitler, munun bir maslahatını berin!
İndi onun at goluna govuşdı.” diydi.
Sıpayılar geneş herdiler:
“Tagsır, Göroğlıdan üç dileg edip, iki dileğinizi
ötün, üç dileğinizi bitirse il bolup gaydm!”
Bu gep Hünkerin gövnüne makul gelip,
övezc:
“Sen gider min?!” diyip soradı.
“Dileğiniz yankı bolsa, asla gitcek del? Başga
adam iberin, ağam ilçe asla değyen deldir.”
Hünker Göroğlmın yanma: “Göroğlı beğ bu
yere bir gelsin, üç dileğimiz bar, bitirse il bolup
gaydyas” diyip, hat yazıp, cıgalı möhrüni basıp, üç
adamını yolladı.
İlciler hatı Göroğla getirip berdiler. Göroğlı
hati okap bulara çay berip, çilim berip, aslı sılag
edip: “Menem inha, bararm!” diyip, buları izına
gaytardı. İlciler gaydanson Göroğlı aytdı:
“Köse, Hünkerin neme dileceğini bilyemin?!
“Men-e bilmedim Göroğlı!”
“Sen bilmesen, men bilyen, Köse! Biter yalı
zat dilemez bular. Köse şol yaşıl çadır Hünkerin
çadırıdır. Şoî yere barıp, bir hile bilen Övezi alabilsem,
bir oyun-tozan gopararm. Şol vagtda sen
hem bir gayrat cdeveri!” diydi. Köse “Bolar,
bolar!” diyse de, içinden: “Ay, görersin de Göroğlı!”
diyye.
Göroğlı Gıratı münüp Hünkerin yanma gaydıbersin.
Habarı kimden al? Hünkcrdcn al! Göroğlmm
gelcek yoluna ses yeter yalı meydan suv sepdirip,
döşek düşedip goydi. Hemme yiğnı da aya-güne
bakan yalı gözleşip dur. Olar:
“Göroğlı diyeni nehili yiğitke, nehili adamka,
bir gaygisız görelin! Ursan manalında görebilmeris!”
diyişdiler.
Göroğlı payendozufi çetine gelip, atdan
düşüp gol govşunp, haykmp, salam berdi.
Hünker salamına aleyik alıp:
“Aperin, aperin! Yüz mün patışalardan bular
yalı edep bilen salam beren adamı görmendik.
Edcp-ekram Cöroğlı sünnü de eken-ha!” diydi.
Göroğlı gelip Hünkerin gaşmda çek düşüp
oturdı. Ona çay-çilim herdiler, saçak yazdılar.
Sonra Hünker:
“Hay, Göroğlı beğ!” diydi.
“Lepbey, tagsır!”
“Senden üç dileğimiz bar. Bitirseîı hoş bolup
gaydyas. Ayt diysen aydarıs!”
“Tagsır, dileg diyenin annbaşı gara kelle bolar.
Kellcmi-dc ekeîdim, gerek bolsa, gulluk!”
“Göroğlı beğ, bilirsen düyrme gılıcmı ber.
Ağayunus diyen perizat ayalini ber! Leke pa-
Uşanıiİ gizi Güîruhı ber! Telim yılkı zekadı ötdük,
atını da alcakdık, at Özüne mmasip eken. Om sana
bağış eldik!”
“Pahay, tagsır, suları da dileğim bar diyip aydyasıııızi
Men neme dilecekke diyip, yüreğim yarılıp
o tirdim. Bu d İ leği niz bi tmez diyip gaygı
etmen, tagsır! Yanı bir ağzınızda Leke padışanm
gizi Cülruh diyip ayldımz. Onun bize ne derkarı
bar. Om bir suvçmızi ibc-rseniz hem alıp geler.
Ağayunus perizadı menin yagşı yadıma saldın.
Biz perizat bilen elli yıldan beri dovran süryes.
Şeyle irizip mi ya zamana üytgeşip mi, bize çay
ber, çilim ber, börek bişirip bor diysek, gözini akcardıp
gaytalaşıp söğüşiberye. Onun bilen ken uğrumız yok. Men perizadm köp yerini görüp geldim.
Om safVa berip, barağada tezecesinin birini
ekeleyerin. Düyrme gıhç diydin, anı da bağış
etdim. Entek birazrak gerek işi bar, gıssanma, tagsır!..”
GÖroğlmm beryen zadı yok, yöne gepe bay
edip dur.
Hünker:
“Göroğlı beğ, dileğimizi bitirer bolasın, şu Gıratın
köp oyun-tomaşalan bar şekilli. Şol oyuntomaşalarını
bir görkezsen niçik bolya?!” diydi.
Onda Göroğlı:
“Acap bolar, baş üstüne, tagsır! Men şol
Veyefmamdan Övczi alıp, gaçıp geldim. Oğlum
bolmanson, oğul edindim. Gıratın neşebazlığı da
bize kırk esse bar ekeni. Şol Övez gelenson, Özünden
özi yöriş, hüner tapmağa başladı. Övez yanında
bolmasa, asla oyun etmeye bu.” diydi.
“Övez bolanda, oyun cdye mi, Göroğlı beğ?”
“Ha, elbotde, edye tagsır!”
Hünker:
“Barın, Övezi boşadıp getirin!” diydi.
Övezi boşadıp getirdiler. Düyivönmnden beri
tussağ da yatansofi, oğlanın yüzi-gözi solupdır.
Göroğlı aytdi:
“Tagsır, Övczin bu duruşuna Gırat oyun
etmez!”
“Nchili bolanda, oyun eder?”
“Esbabı altm-kümüş, lağh-covahırdan bezelen
at mündürseniz, kekillcrine şana ursaniz, yüzigozine
perdoz berseniz, semle guşak guşap,
pıçak, aypaltanı çar-para gısdırsanız, ak desseli gılıeı
biline daksanız, sırlı nayzanı eline berseniz,
Gırat şofia ışk edip, bezm edip oynar.
Ay, patışada akıl bolmaz diyenleri: Hünkerin
münyen alağayışlı atını derrev Ovezin yanma getirdiler.
Övez Hünkerin atma mündi. Hünkerin
geyyen zerli-zcrli geyimlcrinden Öveze gey~
diriberdiler.
Göroğlı aytdı:
“Tagsır, sizin geyiminiz öveze uzmrag-a
bolya. Ay, at üstünde bolansofi ziyanı yok, tagsır!”
“Övczin kemi galdı mı, Göroğlı bey?”
“Kemi galanok, tagsır!”
“Kemi galmadık bolsa, oyundan ozal bir
nama gayıp, onson oyun etdir.”
Göroğlı:
“Acap bolar, tagsır!” diyip, “Köse-de ovazım
yetse gerek” diyip, patışanm gaşında beş keleme
söz aydar gerek:
Goç yiğidin sıtarası
Açılar meydan içinde.
Gılıçdan gırmızı ganlar,
Saçılar meydan içinde.
Gilıç keser yalap-yalap,
Serdarlarım isler talttp,
Altın kese gülgün serap îçiler
meydan içinde.
Bedev at kete guş bolar,
Gattfflt gamma dıış bolar,
Baş gider, gövre leş bolar,
Seriler meydan içinde.
Bedev atlar köpük saçar,
Goç yiğitler meydan açar,
Muhannesler taşlap gaçar
Yoldaşın meydan içinde.
Bedev atın golda barı,
Mıdam söveş pelteleri,
Kırk dört şanın kelleleri
Kesiler meydan içinde.
Bedev atlı daşdan, içden,
Halayıklar degrc-ctaşdan
Kelle ada bölüp kşden,
Ahlar meydan İçinde.
Goç yiğitler üçden, beşden,
Yüreği polatdan, daşdan
Göroğlu geçendir başdan,
Çarh uçar meydan içinde.
Göroğlı bu sözi aydansofl, onun ovazı banp
Köse yetdi. Ol şol duran yerinde:
“Hay, zannar, Övez diyib-c ovazm gelye.
Övozi yanına çekip alan bolsan, indi deme
dursun, çıkma yağdayım et-de! Sen zannar, mereziîî
içinde, zeherin içinde!” diyip, hünürdeye.
Hünker:
“Göroğlı beğ, naman-a kemsiz gayırdm, hanı,
indi Gırata oyunam ettir-de!” diydi.
Göroğlı üzerine galağada, gözini akcardıp,
tüysüni bozup:
“Tagsır, ‘oyun etdiri’, ‘nama gayn’ köpeldyesin
velin, men ne senin kesanasma tutan bağsın
midim?!” diyip, gılıcın dessesinden tutup, bir nagra
urdı. Hünkârın yüreği yarılıp, gaçıp çadırına sümüldü.
Göroğlı düyrme gılıcmı sınp:
“İndi düyrme gılıcı da sana bağış edeyim!
Me, sana oyun, me sana nama!” diyip, sağınasoluna
kakıbcrdi. Ovezem gılıç smp, bu da tövcrcğine
ülkeberdi. İkisi patışa bilen işi bolman,
kıblaa tarap öte gitdiler. O yana-bu yana sovulma
bilen işi yok, uğruna düşen düşmanın kellesini
kakıp baryalar.
Köse de mundan habardar bolup:
“Yiğitler, bir galmağal-a boldı, bizem bir çetinden
gireli!” diyip, “Alla!” diyip at goyup, düşmanları
gırmağa başladı. Emma Kösenin gıranınıft
bir pulluk peydası yok. Edil deryaa bir daş oklan
yalı. Duşmanm sepi bozulanok. Yığnın bu çeti
bilse, o çeti habar da tapanok.
Göroğlı şu gidişine Övez bilen giç eylcnler
zordan goşunın çetine çıkdılar. Köp yığın, ziyan
yetmen bolyar mı? Göroğlı köp yerinden gıltizrakgıltızrak
yaralı bolup, meydana çıkanson, sovap
a tdan yıkıldı.
Övcz Gvratı aldı dagidiberdi. Göroğlı bu
yerde yıkılıp galıberdi. Göroğlı yaralı bolsa da,
düşmanlar onun yanma gelibilenok. Gayta biribirlcrine:
“Hay, doğagöy, cadıgöy, ölüsinin yanma baranında
da, adam öldüryemişin, barma! diyişyediler.
Piri Göroğla: “Yıldız görende yaran gutulsun”
diyip, pata beren eken. Gün batdı. Göroğlı yıldız
görüp yarası yagşı bolup, tarsa yerinden turdı.
“Doğagöy, cadıgöy, ayyar zannara ölmek yok ermişin-
he” diyip, ehli düşman gaçıp-payrap öte
gitdi. Göroğlı pıyadalap, yiğitlerinin yanma geldi.
Gelse, yiğitlerinin birinden hem gan çıkan yeri yok.
öz yekeligi yadına düşüp:
“Hav, yiğitler, menin oğlum bolsa, inim bolsa,
ağam bolsa, ençesi elerdi, cnçesem yaralı bo>
lardı!” diyip, hapa bolup, yiğitlerine garap, beş keleme
söz aydar gerek.
Bedev at girse meydana,
Goca dağın başın gözler.
Goç yiğit girse meydana,
Dördün yıkıp beşin gözler.
Yarası bor başlarının,
Gam bor güıçl arının,
Goç yiğit yoldaşlarının,
Meydanda söveşin gözler.
Er yiğitler serden geçer,
Meyhanada şarap içer,
Naınart yoldaş taşlap gaçar,
övez dcnin-dıışun gözler.
Meydanda seğreşer atlar,
Ot berende, tüpeil çatlar,
Ol yüzi gam namartlar,
Gaçayın dİyip, âaşın gözler.
Göroğlı, sığındım Baka,
Muhannesİn cebrin çeke,
Goç yiğit doğmasın yeke,
Kop yığılsa daşın gözler.
Göroğlı bu sözi aydandan sofi, Köse:
“Göroğlı, mum bize kakdırıp aydyasın. Bu
yığın beş günde, on günde gaytcak yığna menzeş
del. Biz hem bir gayrata galans, Göroğlı.” diydi.
“Hay, yagşı, Köse, gayrat etsek bolya-da bular
bu yerde karar tutsun!”
İndi habarı kimden al? Hünkcrden al! Hünkâr
sıpayılarmı d aşma yığnap yene maslahat etdi:
“Hanı, yiğitler munufi maslahatım berin! Göroğlı
hile bilen atım, Övez oğlum aldı. İndi niçik
bolya?!”
Sıpayılan ona:
“Tagsır, entek gaytmalm!” diyip, maslahat berdiler.
Oların içinde layhor diyen bir tiresi bardı.
Oların on yedisini zmcırlap getiripdilcr. Sıpayılar
Hünkere:
“Şu layhorları on gün aç saklap, on birinci gün
Göroğlım iy diyip emr etseniz, her haysma bir
lukma da yetmeye. Solar bir zat etmese, onun atı
tüpen okuna yeldirmeye. Özüne ok, nayza kör etmeye.
Başga çere yok, tagsır!” diydilcr.
Bu söz patışanın gövnünc makul gelip yığnma:
“On güne çcnli uruş yok, cayh-cayınızda* yatıberin-
hav.” diyip, car çektirdi. Munu Göroğlı da
eşitdi. Ol:
“Köse, bu carı eşidye min?” diydi.
“Eşidyen, Göroğlı!”
“Eşitsciı, Köse, Göroğlı yanı yaralı boldı. ‘Yarası
yagşı bolsun!’ diyip, mana rehimi inip, car çekdiryen
deldir. Munın bir belası bardır.”
“Göroğlı, biz hem galaa baralı da ‘Ziyansız gara
nm köpi yagşı’ diyenleri, goşun cemleli.”
Göroğlı galasına gelip, yedi yaşara çcnli bir
lek goşun cemledi. On birinci güni uruş meydanına
çıkdılar. O yandan Hünkerin yığnı sap
gurap dur, bu yandan Göroğlının yığını da sap
gurap dur.
Bir mahaldan Hünkerin goşunının içinden on
yedi sanı bir bela çıkıp gaydıberdi. Bu layhorların
boyunları minara kimin, kelleleri gümmez kimin,
ağızları ocak kimin, dişleri beş apbasıhk pul kimin,
sakgallan kelle urlan sövüt kimin. Buların kaddıkama
tının yasalısını görüp Göroğlının yığnı hovp tapıp gaççak bolup, o yana-bu yana tolkunıbcrdi.
Köse zannar galdirap dur. Göroğlı yiğitlerinin gorkanım
bilip:
“Hav, yiğitler, ozal-ha gorkman! Gorksanız da
beylede duruberin! Emma özüniz gaçman! Men
munm tek özüm önüne çıkarın!” diyip, Göroğlının
tenha özi layhorların Önünden çıkdı. Layhorların
önünde de baştutanı bardı. Göroğlı gılıç salmak
nobatım Önürti düşmana bererdi. Göroğlı, “Gel
muna şu gezek nobatı bermeyin!” diyip düyrme
güıcı layhorın depesinden inderdi. Düyrme gılıç
ker etmedi. Sebebi layhor doğagöy ekeni. Bir
mahaldan layhor elini urakga, Göroğlını atın üstünden
bir eli bilen göterekge aldı. Oğlan göteren
yalı elinin üstünde kelevlendirip dur. Layhor
men-menlik edip dur. Ol Hünkere garap
gığırya:
“Hay, hökümdar, Göroğlunı üstüne zınans
heli!”
Göroğlı canından ümit üzüp, ağzının yetişibildiğinden
pıgamberi, dört çanyarı, on iki
imamı üç yüz altmış övlüyeleri çağırıp, sarnap,
layhorın pençesinde beş keleme söz aydar boldı.
Yok et yiğitler cemgini,
Yedi soltan, sen medet beri
Yat edeli biribarı,
Pirini, Schnan, sen medet beri
Ytğıu gurap, berınez aman,
Münkirden başga kırk dört han,
Boldı bu gün ahvrzaman,
Behri-cahan, sen medet beri
Gördüm on yedi layhorı,
Bilip men adamın zon,
Mustapanın çanyan
, On iki imam, sen medet beri
Çandıbilim tutdı duman,
Hıtlıısım boldı hayran, Yakup
Nebi gözi giryan, Yusup
Kengan, sen medet beri
Pirim şu gün bir emdat et,
Gaıngın Göroğlını şat et,
Meni layhordan azat et,
Şahmerdan sen medet beri
Bu sözü aydandan sofi, Göroğlı pirinden hemayat
isledi. Onun şirihuda piri gayıpdan gelip,
layhorun çekgesine bir şapbat çalıp gitdi. Layhorın
ısgm-deramah gurap, Göroğlı onun elinden garpız gaçan yalı yere gaçdı.
Göroğlu; “Munun bilen pıyada yakalaşıp yörmeyin-
Ie” diyip, Gırata atlanıp, üstüne tovsup gelip,
düyrme gılıcı layhorm depesindcn indcrdi. Layhorm
doğası da huşundan pıtrap düyrme gılıç, misli
gassapların oîuırga söküşi yalı edip, den bolup, atını
da bölüp, gılıç yere ornadı. Layhorm baştutanı yıkıldı.
Bu kcramatı görenlerinden son, yankı galan on
altısı da ızına garap, höküdikleşip gaçıberdilcr.
Bolup duran vakanı Köse depe çıkıp görüp durdı.
“Yiğitler, şu vagt bize bir çem geldi!” diyip,
Köse bir lek goşuna baş bolup, “Alla!” diyip, gığırıp
at goydı.
İndi habarı kimden al? Hüîıkerdcn al!
Hünkcrin bar taması şu layhorlardı. Bu da bolmanson
onun yüreğine hovul düşüp, tutda-bas
bolaydılar. Pah, eyere hümmet, guşguna bereket
“Duran tutular, gaçan gutular” bolaydılar. Tarıpını
aydıp-diyip sonuna çıkar yalı bolmadı. Ay, bağtı
özünize belli de. Göroğlı dağı gızgalan bilen
beşden, ondan bölek-bölek bolup düşmanı girip,
gırcaşdırıp kovup gidibcrsinler.
Göroğlu pirinin “Gaçanı kovucı bol ma” diyen
maslahatını da kellesinin gızgmma huşundan çıkardı,
şol kovup barşı. Yığnın basılanına vagtı hoş,
keypi çag bolup, Göroğlı sazını goluna alıp, yığının
ızmdan gığırıp, bir nama ayda-ayda barya:
Ey, yaranlar, musulmanlar,
Goç yiğitler meydan açdı!
Şahmerdan âestgir boldı,
Düşmanlar basılıp gaçdı.
Meydanda gezipdir mertler,
Gamma değipdir dertler,
Nişapurdan gelen kürtler,
Gözyaş edip, yığlap gaçdı.
Gayrat eldi kırk garâaşlar,
Meydanda serildi leşler,
Yüz elli m ün gizil başlar,
Her kin yurdun sorap gaçdı.
Meydanda söveşi gurap,
Ağır yığın boldı harap,
Ganim diyip gelen arap,
Mekgc sarı garap gaçdı.
Goç yiğide değdi devran,
Hünker şa-da boldı hayran.
Göroğlı aydar, Şahmerdan
Şu gün menin yolum açdı.
Göroğlı bu sözi aydip, yene gığınp gidibersin.
Göroğlının Yıldız diyen dağı bardı. At tozı, at
gerdi, yığnın ümür-dumam dağın yüzüni gapladı.
Ol Yıldız dağına garap:
“Hav, Yıldız dağımi Menifi-c vagum hoş, keypim
çag, yüzüm açık! Senin yüzün neme üçin
gerdi-duman?” diyip, goluna sazını alıp, dağına
garap, beş keleme söz aydar boldı:
Yıldız dağım senden habar alayım,
Yıldız dağı neçüyn gitmez dumanın?!
Erine-pirine gurban bolayın,
Yıldız dağı, neçüyn gitmez dumanın?!
Boranhca-çisginlice gışıh bar
Her bir diirli ren berîen daşın bar,
Men bihnenem, ne sövdalı başın bar,
Yıldız dağı, neçüyn gitmez dumanın?!
Ganimin gidipdir, bu gün basılıp,
Gılıcın zarbından kelle kesilip,
At deminden dağlar başı sust olup,
Yıldız dağı, neçüyn gitmez dumanın?!
Dağların içinde dağlar şahı sen,
Hupların içinde melek-mahı sen,
Göroğlının seyranhea cahı sen,
Yıldız dağı, neçüyn gitmez dumanın?!
Göroğlı bu sözi aldıp, yene sürüp gidibersin.
Habarı kimden al? Düşmanlardan al!
Oların arasında Tokmak Soltan diyen birisi
bardı. Beş yüz sanı şemhalçmın baştutanıdı. Ol öz
nökerleri bilen bilelikde gaçıp baryardı. Ol, ine,
birden Göroğlının sesini eşitdi. Ol:
“Hav, yiğitler, bu zannarın ovazı edil bizin
yensemizden gclye-lc! Sizler şu dağın govağmda
bukulıp yatın men Önünden çıkıp, beş-altı ağız
gepe güymer yalı bolsam güymeyin! Şol vagtda
atını saklaysa, atıp goyberin. Belki, bize bir kör
abray bolsa bolar duruberer.” diydi.
Bir mahaldan dağın cülgesinden bir atlı çıkıp;
“Hay, Göroğlı beğ, salavmaleykim!” diydi.
“Valeykinvessalam, yagşı yiğit, ber habannı?!”
“Göroğlı, senin atan bilen menin atam kıyamatlık
dost ekeni! Men bu yığnın içinde sana
düşman bolman, dost bolup gelipdim.”
“Dost bolsan, mana adını beyan et!”
“Menim adıma Tokmak Soltan diverler.”
“Men gayrı yurtlarda dostum bar diyip-e eşityedim,
yöne Tokmak Soltan atlı dostum bar diyip
eşidemokdim!”
İkisi bir gürrüni edip durkalar, dağın govağından
beş yüz şomhal birden atılıp gitdi. Göroğlının
gıl tızrak-gıltızrak kırk iki yerinden ok değdi.
Göroğlı:
“Menin indi bolcağım boldi.” diyip, ısgmı
gaçıp atdan yıkılcak bolubcrdi.Gırat hemme zatdan
habardar, gışaran uğruna garşı gışarıberdi.
Göroğlı:
“Düşmana sır bildirmen, bir söz aydıp bolmaz
mika, canım?” diyip, şirihuda pirini çağırıp, cılava
söyenip, Tokmak Soltana garap, beş keleme
söz aydar gerek:
Goç guzudan dören guzı goç bolar,
Bir goçakdan goçak dörer soltamm!
Goç yiğitler bİr-birine öç bolar,
Ucı yiti hancar bolar, soltamml
Arap atın semeninden, göğünden,
Goçak müner yüvrüğinden, eğinden,
Habar alsan Tokmak Soltan beğinden,
Yenesöveş haçan bolar soltamm!
Goç yi-ğitler bakmaz köne-azına,
Muhannesin sözi nedir özüne.
Bir goç yiğit gamtmntn gözüne
Ucı yiti hancar bolar, soltamm!
Arzüum dağında söveş düşende,
Er yiğitlen yürekleri coşanda,
Gıhçdan gırmızı ganlar saçanda,
Muhannesler zar-zar yığlar soltamm!
Göroğlı beğ, saba söveş gurular,
Ozal goç yiğidin atî urular,
Yüpek ala, galkan yüze durular.
Yalın güıç yay dek balar, soltamm!
Bu sözi aydandan son, “Bu zannara hiç zat
ker etmendir” diyip, şemhalhlar dağın aîlnsmdan
gaçıp gitdi. Tokmak Soltan hem gaçıp gitdi. Olar
gidenson Göroğlı atdan yıkıldı. Gırat hem cılavını
gaçırıp, gözünden yaş döküp, Göroğlının yanında
durubersin.
Habarı kimden al? Övczden al! Ol bir yerden
Köseni tapdı.
“Hav, Köse, bulan girip tükedip bolya mı? Özi
basıldı, ezi de güm bolar gider-de. Men ağamın
novazını her dayım, her dayım eşitdim. Bir yerde
şemhal sesi köp çikdı. Sondan son, ağamın ovazı
sem boldı.” diyip, şemhal ovazı çıkan yere cem
bolup geldiler. Görseler Göroğlı yaradar bölüp
yatır. Meyhanaa getirip, odı belentden galap, Göroğla
çay-çilim bcrdilcr. Çay-çilim yakmadı.
(Arzılum : Erzurum)
“Hav, yiğitler, pirimin ‘Gaçanı govucı bolma’
diyen nasihati huşumdan çıkıp, gızgalan bilen kovalaşıp
gidipdirin. Menin sonkı demim yakınlaşan
bolmasa yagşi. Menin elime bir saz getirip berin.
Men ölmenkem, size özümi-özüm tanp edip bereyin.”
diyip, bir söz aytdı.:
Ozal goç yiğidi tanp eylesek
Görün, şu âünyede netdi beğ oğlu?
Bir cellat döredi Osman ilinde,
Barıp bir-birine gatdı beğ oğlı.
Nağralar kakarlar soveş heninde,
Dayanabihnezler sonun ceninde,
Ağır yığın durabitmez Önünde,
Galkan bilen bölüp berin beğ oğlı.
Beleni dağ başında gurdı davanı,
Tövriz, Nişapurdir Hmrovam,
Kumun diyarından giz u cuvanı
Barıp, hoş dil bilen aldı beğ oğlı.
Yiğitlere belli gayrat gerekdir,
Gayrath yiğide bir at gerekâir,
Ölse, omun tutan züryat gerekdir,
Adın şu âünyeden Ötdi, Göroğlıl
Şunun bilen Göroğlı sözüni tamam
etdi.
İndi habarı kimden al? Ağayunus
periden al!
“Yığın basılıp gitdi” diyip,
söyüncilep adam barıpdı. Söyüncilep
barana at mündirip, serpay yapıp,
haremhanasmda vagti hoş bolup otırdı.
Bir mahaldan Göroğlmm ovazi onun
gulağma barıp ötdi:
Ağayunus:
“Muna yene bir zat bolan bolmağa çemeli”
diyip, yüvrüp meyhanaa gelse, GÖroğlı öler hala
yetipdir. Gelip, GÖroğlınm kellesini dizinin üstünde
goydı. Bir hatar yiğitlere göz gezdirdi.
Görse, oların birinden hem gan çıkmandır. Sonda
Ağayunus:
“Bu sapar hemmenize düşeck yara Göroğlmm
dine bir özüne düşeydi mi?” diyip soradı.
Onda Köse:
“Adam-adamdan habarımız bolmandıri Her
kim gızgalan bilen bir yerden kovalışıp gidipdiris.”
diydi.
“Baştutan yiğidin, serdar yiğidin daşında bir
kişi, on kişi habardar bolup yörmez mi? Söveş
güni, cen gürü buları cilavlap saklap bolya mı?”
diyip, Göroğlmm yüzüne bakıp, dclmirip, gözünden boyıır-boyur yaş döküp, zar-zar yığlap,
bir söz aydar boldı:
Yatır idim, bir zarınca ses geldi.
Aylanayın atın bilen özünden!
Seni görüp beyik dağlar peseldi,
Aylanayın atın bilen özünden!
Yiğit mehrem yığnar, beğim yanına,
Güyçli ganim suvsamışdır gamna,
Sendeki ok değsin menin canıma,
Men aylansam, atın bilen özünden.
Sen ölende, gırat asmana uçar,
Yiğitler dargaşıp, her yana gaçar,
Ziiryatsız geçenin çırağı öçer,
Aylanayın atın bilen özünden!
Acal şerbetinden özüm gandırsam,
Düşman görse yüreğini yandırsam.
Gırahnı indi kime mündürscm,
Aylanayın atın bilen özünden!
Basımdaki itila ağam otağaın,
Yokdıır menin gövnümdcki dağ-âağam,
Şirin canım bolsun senin sadağan,
Men aylansam, atın bilen özünden!
Ah-zanm dağ başını ereder,
Gözde yaşım sun değirmen yöreder,
Sına dağlı Ağayunus peridir,
Aylanayın atın bilen özünden!

Bu sözi aydandan son, Göroğlını meyhanadan
haremhanaa getirip eltdiler. Ol haremhanaa
barandan son yiğitlerini yanma çağırıp:
“Hav, yiğitler, Ağayunus, men-e Ölmen, enşalla,
ölmesem hem, hemişeki yalı, yıldız görende
gutulmarm. Öz vagtı, sağadı gelende yagşı bolarm.
Bu leşgerin haracadı, at-yarağı meydanda yayrap,
yayılıp galmasm, olan gala cemlcn. îl-ulusa
toy-tomaşa berin!” diydi.
Göroğlı düşman leşgcrlerinden galan olcalan,
malı-dünyeni galasına cemledip, il-ulusma toytomaşa
berdirip, maksat-mıradına yetip yatıbersin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s