>KURUTULMUŞ BALIK EFSANESİ – ANTALYA -PHASELİS ANTİK KENTİ

>





Phaselis , Antalya’ya 35 km. uzaklıkta, Tekirova’nın hemen yanı başındaki antik bir kenttir. Phaselis, Hellen dilinde “Tanrı esirger” anlamında bir sözcüktür. Bilge Umar’a göre Luwi kökenli olup “deniz kentçiği” anlamındaki “ Passala” dan gelir. 

Efsanelere göre, kent M.Ö. II.bin’in sonunda Mopsos ve Lakious tarafından kurulmuştur. Tarihçi Athenaios’un anlattığı efsaneye göre Lakious kendine bağlı bazı kabilelerle buraya gelmiş araziyi beğenmiş ve şehrini burada kurmaya karar vermiş. Fakat o sırada burada Kylabras isimli bir çoban yaşıyor ve sürülerini de burada otlatıyormuş. Lakious , o sıralarda para mefhumu olmadığı için çobandan araziye karşılık hububat veya balık teklif etmiş. Çoban kurutulmuş balığı tercih etmiş ve topraklardan sürüsünü alarak çekip gitmiş. Bu yüzden kuru balığı burada adak olarak kullanmak bir gelenek olmuş. Sonraki yüzyıllarda bu o kadar benimsenmiş ki ucuz bir adak için “Phaselis adağı” bir deyim olarak kalmış. 


Alıntı:

PHASELİS’İN KEDİLERİ BALIK EFSANESİNİ YAŞATIYOR) Yazan:Yusuf Yavuz



Phaselis’in kuruluşunu anlatan ‘kurutulmuş balık’ efsanesi bir romana da konu oldu. Usta Gazeteci Mahmut Şenol, ‘Phaselis Adağı’ adını verdiği romanında, antik kentin kuruluş efsanesini anlatıyor. Truva savaşının ardından geri dönen Antiphemus ve Lindius adındaki Rodoslu iki kardeş, kendilerine yaşayacak yeni bir yer aramaya koyulurlar. Likya kıyılarında, Gelidonya kayalıklarına çarparak parçalanan iki kardeşin gemilerinden Lindius’la birlikte çok az kişi sağ çıkar. Doğuya doğru ilerleyen Lindius ve arkadaşları, Cylabras adındaki çobanla karşılaşırlar. Çoban Cylabras, kendisini fasulye biçimindeki Phasalos yarımadacığının sahibi olarak tanıtır. Çoban, kendi yarımadasında hiç bir gereksinimi olmadan huzur ve mutluluk içinde yaşamını sürdürür. Lindius, çok beğendiği bu yarımadayı satın almak ister ancak yanında değerli mücevher ya da para yoktur. Ancak aklına mısır unu ya da balık elde edip çobana satmak düşüncesi gelir. Mısır unu önerisine sıcak bakmayan çoban Cylabras, “ey yabancı, neden olmasın. Burada denizin kıyıcığında kaval üfleyip koyunlarıma bakar olmaktan denize ilgi gösteremedim. Balık karşılığında size fasulye yarımadamı satıyorum. Ancak her yıl düzenli olarak bana balık vermeyi göze alırsnız, bu anlaşmaya evet derim” sözleriyle teklifi kabul eder.

KOLAYCILIĞI ANLATAN DEYİM

Mahmut Şenol, Phaselis Adağı romanında, çoban Cylabras’a söz veren kurucuların her yıl balık vermeyi sürdürdüklerini anlatıyor: “Onların ölümünden sonra Phaselis halkı bunu bir gelenek olarak yaşatmışlardır. Kurutulmuş isli balık sunumu, bu yarı tanrısal törenin ucuza gelmesi anlamına geliyordu ve bu nedenle yabancılar tarafından garipsenmişti. İsli balıkla geçiştirilen bir adak sunma töreninden sonra  Akdeniz halkları ve dilleri arasında bir deyim, böylece ortaya çıkmıştır: ‘Phaselis Adağı Gibi…’ Nerede şişirme, kolayından yapılma baştan sağma bir iş görülse hep böyle deniyordu.”

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s